<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275</id><updated>2011-04-22T03:06:52.446+03:00</updated><title type='text'>Koridor</title><subtitle type='html'>Aslında ben, düşünce adalarını birbirine bağlayan koridorları inşaa eden taşeron firma değil miyim? 

Öyle olmadığımı düşünüyorsan ve bu sayfada aktardıklarıma sadece sen öyle istediğin için katılmıyorsan ELBETTE HAKLISIN :) Yok eğer, katılmadığın fikrin karşısına koyabileceğin sağlam bir düşüncen varsa hiç durma bana da söyle ve eğer... Fikirlerime katılıyorsan, kendinden o kadar emin olma! Üç kere daha düşün! Özetle bu kadar :)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>52</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109616210387520418</id><published>2004-09-26T04:28:00.000+03:00</published><updated>2004-09-26T06:03:06.740+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş Zamanlara Yolculuk Mümkün mü?</title><content type='html'>- Geçmiş zamanlara yolculuk mümkün mü?&lt;br /&gt;- Niye sordun güzelim? :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google'da bir arama yaptım ve dönen sonuçların içinde, aşağıda bağlantısını verdiğim siteyi gördüm, tıkladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan itibaren, kendini TV seyrediyormuş gibi düşün. Haftanın "her"hangi bir günü? hep aynı saatte, sinema tarihinin kült bir yönetmenine saygılarını sunan televizyon programına dalmış, için geçmiş, "Hadi artık film başlasında görelim bu tantana neden kopuyor?" sabırsızlığında ekrana kilitlenmişsin gibi. Neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="BORDER-RIGHT: #000000 1px solid; BORDER-TOP: #000000 1px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #000000 1px solid; BORDER-BOTTOM: #000000 1px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/216/1803/320/cetinbal.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırışık bir dergi yada posterden, özensizce taranmış, zaten özensiz hazırlanmış bir illüstrasyon; siteye girince insanı çarpıyor. "Donnie Darko" misali, bir çeşit solucan deliği resmedilmiş ve bir soru iliştirilmiş bu resmin üzerine: "Geçmiş Zamanlara Yolculuk Mümkün mü? Çetin Bal" Bununla kalsa iyi... İki resim daha var, iki uzay gemisi. Biri meşhur Atılgan, diğeri ne bilmiyorum ama besbelli, uzun ince bir yolda belki de solucan deliğinde gidiyor, gündüz gece. Bunların hemen altında bir Türk Bayrağı düşük bir tazeleme hızında sonsuza doğru dalgalanıyor. Bayrağın da altında, tanıdık güzel bir Atatürk resmi, Ata'm gözlerini göğe dikmiş, ama bizim durumumuzda yukarıda sözünü ettiğim resimlere bakıyor ve şöyle diyor: "İstikbal Göklerdedir". Zamanda ileri veya geri yolculukla tüm bunların ne alakası var? Anlayamadım, sorun bende olsa gerek :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Çetin arkadaşımızın açılış yazısına, özellikle "Bilimsel, Felsefi, Bilimkurgusal, Metafizik ve bu konudaki Spekülatif" kısmına biraz kafa yormak gerekebilir ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi filmimizin yayımına geçelim. Keyifli seyirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/SAYFA1.HTM" target="_mB"&gt;Geçmiş Zamanlara Yolculuk Mümkün mü?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya ödüllü bir başyapıtla daha, "Bir Doktorun Anatomisinin Internet Sitesi"nde buluşmak üzere iyi geceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir tanıtım filmi gösterime giriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- İşte Şuur Böyle Bir Varlıktır"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;- Deme yahu!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli bir doktor, pratisyen olsa gerek, sıkı haber yakalamış; çiçeği burnunda televizyon habercisi gibi olay mahallinin her köşesini geziyor, izleyicilerini olanlardan sorumlu devlet bakanı gibi (b?)ilgilendiriyor, anlatıyor, anlatıyor, anlattıkça hızlanıp kendi yazısında anlattığı ışığı yakalıyor, onu da geçiyor ve doğal olarak kütlesini kaybedip, yitip gidiyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik bir alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;"Herşey zıddıyla kâimdir” hakikatinin gereği olarak, Madde’nin de bir karşıtı veya simetriği mevcuttur. Anti-madde (Karşıt madde, zıt madde). Madde artı değerlidir, sıfırdan daha ağır, uzun, buna mukabil yavaştır. Enerji, ışık hızında devindiğinden sıfır değerlidir. Madde, kütlesini bu hızda muhafaza edemez, quantlara (boyutsuz, ağırlıksız) varlıklara dönüşerek kütlesini yitirir, sıfırlar. Işık hızına ulaşan bir insanın öz kütlesi 0 grama iner, boyu da 0 cm’dir, maddi varlığı ortadan kalkar. Eğer, ışık hızının ötesine ulaşılırsa bu kez eksi değerden sözedilir. Bu değerler elimizdeki mevcut araçlarla ölçülemez. Dolayısıyla böyle bir varlık ölçülemez ve görülemez. İşte örneğin şuur böyle bir varlıktır, yani uzay-zaman boyutunun dışında beşinci bir boyuttur. Eksi bir uzay-zaman boyutunda Nûr (enerji) olarak mevcuttur. Bu eksi parçacıklara “Takyon” adı verilmektedir. Kelime, Yunanca “Tac h " (Tahi-hızlı) kelimesinden köken alır ve hızlı parçacık anlamına gelir. Enerji maddeye hükmeder, Takyonlar ise (örneğin şuur) enerjiye hükmederler.&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Yani, şuur antimadde midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınımız sona ermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109616210387520418?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109616210387520418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109616210387520418' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109616210387520418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109616210387520418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/gemi-zamanlara-yolculuk-mmkn-m.html' title='Geçmiş Zamanlara Yolculuk Mümkün mü?'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109604812390622124</id><published>2004-09-24T20:48:00.000+03:00</published><updated>2004-09-24T20:58:12.256+03:00</updated><title type='text'>"Tenekesünü Zittüğümün Gara Şövalyesü!"</title><content type='html'>&lt;img style="BORDER-RIGHT: #000000 1px solid; BORDER-TOP: #000000 1px solid; MARGIN: 2px; BORDER-LEFT: #000000 1px solid; BORDER-BOTTOM: #000000 1px solid" src="http://photos1.blogger.com/img/216/1803/320/576-20040923-18.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;"Bizim asker şövalyeyle kapışmış. Bizimki gürzü Allah yarattı demeden geçirdikçe adamcağızın zırhından ‘klang... çıtong...’ gibi sesler çıkıyor ve adam ‘aaah’ diye de inliyor. Döğüşü kimin kazandığı önemli değil, herhalde bizimki. Fakat öyle bir laf etmiş ki, kazansa da yenilse de, tek cümleyle adamın bütün ‘karizmasını’ orada bitirmiş. Kimbilir kaç yüz altın harcayarak özene bezene yaptırdığı zırhı, üzerine ince ince oya gibi işlettiği altın süslemeleri, miğferine taktığı bütün o alacalı bulacalı tüyleri falan, silmiş atmış. Ne diyor bizimki, biliyor musunuz, herife: ‘Tenekesünü zittüğümün gara şövalyesü!’"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=53125" target="_mB"&gt;Star Gazete, Engin Ardıç&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109604812390622124?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109604812390622124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109604812390622124' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109604812390622124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109604812390622124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/tenekesn-zittmn-gara-valyes.html' title='&quot;Tenekesünü Zittüğümün Gara Şövalyesü!&quot;'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109604727921750041</id><published>2004-09-24T20:34:00.000+03:00</published><updated>2004-09-24T20:34:39.216+03:00</updated><title type='text'>Milliyet, Yurdum İnsanı Foto Galerisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/galeri.asp?Kid=17&amp;amp;Gid=576&amp;amp;Gsyf=1"&gt;Yurdum İnsanı&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109604727921750041?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109604727921750041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109604727921750041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109604727921750041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109604727921750041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/milliyet-yurdum-insan-foto-galerisi.html' title='Milliyet, Yurdum İnsanı Foto Galerisi'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109587231581065547</id><published>2004-09-22T18:59:00.000+03:00</published><updated>2004-09-22T19:58:35.810+03:00</updated><title type='text'>Elektronik Çöplük</title><content type='html'>"Günlük yaşamda çöp bir atıktır. Diş fırçamı, televizyonumu, meyveleri, sebzeleri hatta insanları kullanır ve işime yaramayacak kadar eksildiği yada eskidiği zaman fırlatır atarım." dedi Neu ve içinden devam etti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Milyonlarca çöpün birikimi, kokusu kilometrelerce uzaktan alınan ve hem burnuma hem de gözüme hitap eden, çalakalem bir manzara resmini oluşturur. Kendi isteğimle çöp adalarını ziyaret etmediğim sürece, atıklardan uzak bir hayat sürebilirim. Acaba, çöp dağları arasında günlük rızkını eşeleyen talihsiz bir insanın, onca çöp arasında iyi para eden atıklar keşfettiği oluyor mudur?" Yeni gelen bir çöp posta tüm bunları düşünmesine neden olmuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Date: Wed, 22 Sep 2004 10:55:42 -0600 (CST)&lt;br /&gt;To: neu@neuyahoo.com&lt;br /&gt;Subject: Neu,&lt;br /&gt;see why mature women know how to get a guy on&lt;br /&gt;From: "Johanna Gunter"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey&lt;br /&gt;Neu,&lt;br /&gt;Wed, 22 Sep 2004 12:49:42 -0400&lt;br /&gt;http://CANGOLLIRS.INFO/cgi-bin/r.cgi?a=124&amp;p=22&amp;amp;m=55&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adjutant amygdaloid, barge bravado bedim.atrophy bonze ambush.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;leave&lt;br /&gt;http://www.CANGOLLIRS.INFO/chd/delink.php&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chinamen,&lt;br /&gt;caulk and&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neu, başlık üzerine düşündü, "see why mature women know how to get a guy on", "Olgun hatunlar bir erkeği nasıl tahrik edeceklerini nasıl olurda bilirler gör!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesaj besbelli bir internet sitesine çağrı niteliğinde. Bu çağrıyı Neu istemediğine göre zaman tüketen, Neu üzerine fırlatılmış bir çöp. İyide, bu elektronik çöpü diğer binlercesinden ayıran, onu farklı kılan neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;a href="http://www.seslisozluk.com/?PHPSESSID=12ba06dbe0f893a046fbbc0ac7d98ed1&amp;word=adjutant&amp;amp;go_search=Search" target="_mB"&gt;Adjutant&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.brainexplorer.org/glossary/amygdala.shtml" target="_mB"&gt;Amygdaloid&lt;/a&gt;,&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.google.com/images?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;amp;q=barge" target="_mB"&gt;Barge&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.seslisozluk.com/?word=bravado" target="_mB"&gt;Bravado&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.seslisozluk.com/?word=bedim" target="_mB"&gt;Bedim&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.google.com/images?hl=en&amp;lr=&amp;amp;amp;ie=UTF-8&amp;q=Atrophy&amp;amp;btnG=Search" target="_mB"&gt;Atrophy&lt;/a&gt; &lt;a href="http://photoclubbiganos.free.fr/Gallerie/bonze.jpg" target="_mB"&gt;Bonze&lt;/a&gt; &lt;a href="http://images.google.com/images?sourceid=navclient&amp;ie=UTF-8&amp;amp;q=ambush" target="_mB"&gt;Ambush&lt;/a&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109587231581065547?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109587231581065547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109587231581065547' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109587231581065547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109587231581065547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/elektronik-plk.html' title='Elektronik Çöplük'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109519027146589403</id><published>2004-09-14T22:31:00.000+03:00</published><updated>2004-09-14T22:31:11.466+03:00</updated><title type='text'>Sörf Hatırası</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.geocities.com/sorfhatirasi/sh10.jpg"&gt;Galiba Alman başbakanı, Eco'ya şefkat yapıyo. "Canıım, üzülme sen, tamam mı?"&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/sorfhatirasi/sh11.jpg"&gt;Avrupa Birliği hatırası. 2001 sonu mu, 2002 başı mı?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.geocities.com/sorfhatirasi/sorfarsiv02.html"&gt;Sörf Hatırası&lt;/a&gt; Şahin Artan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109519027146589403?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109519027146589403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109519027146589403' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109519027146589403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109519027146589403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/srf-hatras.html' title='Sörf Hatırası'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109516538259454140</id><published>2004-09-14T15:36:00.000+03:00</published><updated>2004-09-14T15:36:22.593+03:00</updated><title type='text'>Çizgili Roman</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.geocities.com/sahinartan/whatif.html"&gt;Ya 50'lerin gerçekçi çizgi romanı yok edilmeseydi? &lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109516538259454140?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109516538259454140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109516538259454140' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109516538259454140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109516538259454140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/izgili-roman.html' title='Çizgili Roman'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109492900727943598</id><published>2004-09-11T20:51:00.000+03:00</published><updated>2004-09-17T23:19:50.373+03:00</updated><title type='text'>Genetik Memetik Yap Birşeyler Ortaya</title><content type='html'>"Yalnızlığın nasıl hissettirdiğini bilir misin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya yalnızlığın nasıl hissedildiğini?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar havalandırmasının mini bir şantiyeyi andıran sesi, komşu televizyonlardan yayılan sinik müzikler, anlaşılmayan konuşmalar ve şehrin dip gürültüsü duyuluyordu. Hava iyiden iyiye soğumaya başlamıştı. İnsanın içine sıcaklık veren bir ses, koku, ten yada görüntü yoktu. Kırmızılar, turuncular, sarılar ve yeşiller bile buz mavisi kesilmiş, neşeli sesler solup yitmiş, kış günlerinin dumanlı kokusunu andıran yalnızlık ve karanlık her bedeni işgal etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enki de bu bedenlerden birine kurulmuş, sayısız insandan farksız biriydi işte. Annesi su gibi ömrü olsun istemiş, babası da ona bir Sümer tanrısının adını vermişti: "Enki! Su Tanrısı." Bu isimin hayatını zorlaştırdığı dönemler olmuştu. Lise 1'e başladığı sene, din hocası adını ilginç bulup anlamını sormuş; "Su Tanrısı" cevabını alınca bir süre sessiz kalmış, kızarıp bozarmış, ağzından süzülen "küfür" kelimesini takiben ayağa fırlayıp tekme tokat sınıftan kovmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşı Mete sordu, "Ne düşünüyorsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklından geçenleri anlatmaya üşenen Enki, "Evet, biliyorum" dedi. "Bilmekten ziyade yaşıyor, hissediyorum." Üşenmesi, tembel olmasından değil yalnızlığını kanıksamasından kaynaklanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mete devam etti, "Senin dört çocuk fikrine bir seçenek ürettim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nedir?" dedi Enki meraklanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yedi, sekiz yaşlarında bir çocuk evlat edinmeyi düşünüyorum. İnsan çocuğu kendisi gibi olsun, kendine benzesin ister. Bir kadınla birlikte çocuğu o kadar sene zorlukla yetiştirip bir sürprizle karşılaşmaktansa..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enki arkadaşının cümlesini tamamladı, "O dönemleri atlatmış, hazır yetişmişini evlat edinmeyi tercih edersin! Asla öz çocuğun gibi olmayacağını düşündün mü? Ayrıca bu çocuğun karakterinin istediğin gibi olacağını nasıl bilebilirsin? Bildiğini düşünsek bile kararından nasıl emin olabiliriz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir süre kimsesiz çocukları ziyaret edip karar vereceğim..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hangi periyotta ziyaret edeceksin? Çocukları tanımak için onlarla zaman geçirmelisin..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşte, bir sene boyunca gideceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamam ama, hangi periyotta? Ayda bir? Üç ayda bir?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir sessizlikten sonra, "Ayda iki kez!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senede 48 yapar. İki haftada bir düzenli olarak çocukları ziyaret edeceksin ve toplam 48 seferde hangi çocuğun senin için en iyisi olduğuna karar mı vereceksin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bunu nasıl yapacağını düşündün mü?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşte, her gidişimde çeşitli hediyeler götüreceğim, kim üstüme atlamak yerine kenarda durursa ona artı puan vereceğim".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mete, babasını sevmediğine ve hatta nefret ettiğine karar vereli çok olmuştu. Otuz yıllık yaşamının ilk dönemlerinde edindiği aile deneyimi hiç de iyi değildi. Benzer deneyimi bir kez daha üstelik baba rolünde yaşamaktan çekiniyordu. Eğer yaşarsa; çocuğu sorumlu ve sorunlu olacaktı, kendisi değil. Böylece akıllı biri gibi davranmaya çalışıyor, çeşitli planlar yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enki söze devam etti, "Doğru çocuğu bulabileceğinden emin değilim ama, diyelim ki birini seçtin; ya bu çocuğun ilerleyen yaşlarda oturan karakteri hiç de senin hayal ettiğin gibi şekillenmezse? Ne yapacaksın? Atıp yenisini mi alacaksın?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Baştan seçimimi yapacağım. Geri dönüş yok!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya bu çocuk büyüdüğünde nefret ettiğin pek çok şeyi seven birisi olursa?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Döverim, doğru yolu gösteririm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya yine kendi bildiğini okursa?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yine döverim!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Vazgeçmezse?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"DÖVERİM!, Hele bir de ibne olursa öldürünceye kadar döverim!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enki kahkahayı patlattı, "Ne yaptın? Şimdiden elinde kaldı çocuk". Hassas bir noktaya geldiklerini anlamıştı. Kurcalamadan devam etti, "O zaman en azından şunu söyleyebilir miyiz? Sen, kendin gibi birini istiyorsun. Aynı filmleri beğenenen, aynı kitapları okuyan, aynı müzikleri dinleyen, aynı yemekleri seven senin gibi biri? Doğru mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mete gülerek doğruladı, Enki bu doğrulamadan aldığı güçle sordu, "Senin 'gibi' yetiştirilmiş kaç kişi, çocuğunu evlatlık verir? Yakından uzağa seninle aynı sınıfı paylaşan kaç kişi çocuğunu evlatlık verir? Bir tane bile biliyor musun? Baban vermedi, ya sen çocuğunu evlatlık verir misin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne ilgisi var?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olmaz olur mu? Seni, sen yapan önce genetik sonra memetik&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;*&lt;/span&gt;, başka deyişle önce somut sonra soyut bileşenlerdir. Sen evlatlık değilsin. Ailen seni terk etmedi. Sen de öz çocuğunu terk etmeyeceksin. Ailen neyse sen de osun. Evlat edineceğin çocuksa, bambaşka bir genetik ve kültürel ortama ait. Üstelik, sekiz yaşına gelmiş, halihazırda kendince düşünsel birikim yapmış, çeşitli sonuçlar elde etmiş küçük bir insan olacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada, bir itfaiye aracının hızla yaklaşan sireni odayı kapladı. Kimbilir nereye gidiyorlardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;*&lt;/span&gt; Memetik için bkz: &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=memetics"&gt;Ekşi Sözlük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109492900727943598?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109492900727943598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109492900727943598' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109492900727943598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109492900727943598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/genetik-memetik-yap-bireyler-ortaya.html' title='Genetik Memetik Yap Birşeyler Ortaya'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109473329453382180</id><published>2004-09-09T14:26:00.000+03:00</published><updated>2004-09-09T15:34:54.533+03:00</updated><title type='text'>Nasıl Mutlu Olunur?</title><content type='html'>Ali, bir şeylerin gün boyunca kötüleşeceği fikriyle yataktan fırladı ve uyku ile uyanıklık arasında şöyle bir sallanırken, üşüdüğünü fark etti. Böyle zamanlarda kötü beklenti eşiği alçalır, gün boyu yaşadıklarını hep kötüye yorumlar, keyifsiz bir gün geçirirdi. Kazandığı paralar az, yaptığı ödemeler çok görünürdü. Sevgilisinin, annesinin, kuzeninin, ablasının hatta Bakkal Amca'sının iyi niyetle, düşünmeden salıverdiği kelimelerden, kimsenin aklına gelmeyecek kötü anlamlar çıkarır; çevresinin de keyfini kaçırırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali öylece mutfağa doğru yürürken, son zamanların popüler "kötü" fikri, kapıyı açık bulup aklına süzülüverdi ve soru biçiminde belirdi: "Yaşlanıyor muyum?" Çoğu zaman bu sorunun gerekçelerini düşünür, içlerinden en önemlisini seçmek ister ve her seferinde kararı aynı olurdu: "Yaşamaya devam edebilecek miyim?" Gerekçesi bile bir soruydu. Soruların üstüne diğer sorularla fikir bina etmek, kolonları olmayan apartman inşa etmekle aynı anlama gelir. Çıkışı olmayan uçsuz bucaksız bir labirentte çıkış aramak gibi çaresiz, ne zaman yere çakılacağını bilemeden düşmek gibi ürkütücüdür. Düşünen bir insanın, kendini koruyacak düşünsel araçlardan mahrum kalması, çoğu zaman kendini kaybetmesine, aklının bulanmasına, yeteri kadar bencilse, kendi sorunlarıyla çevresindeki insanları bunaltmasına sebep olur fakat bu tek seçenek değildir. İhtiyaç duyulan araçlara öğrenmek yoluyla ulaşılabilir, bu araçlar gerekli olduğunda birer kalkan olarak kullanılabilir. Ali de çalışmaya başladığında, verimli olmak için yapması gerekeni hemen fark etti: "Bu kalkanları kullanmak ve sevimli bir ruh haline geçiş yapmak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözü koca ıhlamur ağaçlarının yükseldiği bahçeye kaydı ve bir an için kendini şehrin dip gürültüsüne bıraktı. Duyularını takip ettiğinde her şeyin yolunda olduğunu, hayatın tüm hafifliğiyle halen devam etmekte olduğunu kavradı. Bir süredir, uyku düzenini değiştirerek  geceden çok gündüzü yaşamak istediğini ve bunu neredeyse başardığını hatırlayıp, gündüzü geceye tercih etmesini haklı çıkaracak keyifli bir fikir üretti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kör olmak, ışıksız kalmaya benzer. Aradaki fark, birinde kafanızın içine, diğerinde ışığınızın aydınlatabildiği yere hapsolmaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da Ali'nin kalkanı olsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109473329453382180?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109473329453382180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109473329453382180' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109473329453382180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109473329453382180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/nasl-mutlu-olunur.html' title='Nasıl Mutlu Olunur?'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109472891498989700</id><published>2004-09-09T14:18:00.000+03:00</published><updated>2004-09-09T14:21:54.990+03:00</updated><title type='text'>Lümpen Nedir?</title><content type='html'>TDK : &lt;a href="http://www.tdk.org.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?GeriDon=0&amp;EskiSoz=&amp;amp;kelime=l%FCmpen"&gt;Lümpen&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi Sözlük&lt;span style="font-size:78%;"&gt;1&lt;/span&gt; : &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lumpen/12"&gt;Lümpen&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi Sözlük&lt;span style="font-size:78%;"&gt;2&lt;/span&gt; : &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lumpen/8"&gt;Lümpen&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109472891498989700?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109472891498989700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109472891498989700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109472891498989700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109472891498989700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/lmpen-nedir.html' title='Lümpen Nedir?'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109442135131663645</id><published>2004-09-06T00:55:00.000+03:00</published><updated>2004-09-06T00:55:51.316+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://www.sinancanan.net/lisan.htm"&gt;Yabancı Dil?&lt;/a&gt; Ana dilini de geliştirebildiğin sürece, evet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109442135131663645?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109442135131663645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109442135131663645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109442135131663645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109442135131663645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/09/yabanc-dil-ana-dilini-de.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109382445011124245</id><published>2004-08-30T01:07:00.000+03:00</published><updated>2004-08-30T06:18:19.010+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sultan; Varya BilgiİşlemOğulları, sıkıcı hayatından bezmiş, babası yönetimdeyken internette bolca "sörf" eylemiş, değerini anlamış ve şimdi yönetimi ele alınca halkına bir iyilik etmeye karar vermiş. Dünyanın dört bir köşesinden getirttiği bilim adamlarını dinleyip, insanlık tarihinin gördüğü en etkileyici organik internet sitesini, kendi oğluna yaptırıvermiş. Oğul deyip geçmemeliyiz, geniş düşünen biri allah için. Bu siteyi hazırlarken çevresine söyledikleri, vakanüvis tarafından kayıtlara geçirilmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Öyle babamın öğrendiği bilgi kırıntılarına site yapmak beni kesmez! Hanlarımı, hamamlarımı, cariyeler ve altınlarımı, bilgisayarımda resim diye duran her ne varsa hepsini, internette görüp beğendiğim filmi ve biraz da fakir halk için çalışıp şifreli yayın yapan kanalların şifrelerini kıracak bir iki programı attırıvermeli, al üzerine pembe linkleri de öylesine güzel serpiştirivermeliyim ki insanlık tarihi benim değerimi bilsin."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, şunu eklediği de rivayet olunur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Sitemizi görenler aklıma, soyluluğuma ve estetik anlayışıma övgüler düzmek isteyeceklerdir. Bunun için bir ziyaretçi defteri hazırlatayım ki inci gibi sözler sonu gelmez dizeler arka arkaya dizilsin, yüce sultan babam değerimi anlayıversin. Getirin programcıbaşını buraya."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman, bilgi deryası bu site, başta "gugıl" olmak üzere arama motorları tarafından keşfedilip, ziyaretçiler birer ikişer düşmeye başlayınca, ziyaretçi defteri dolmuş taşmış. İnsan merak ediyor, organik anlamda böylesine usta işi bir site, üstelik evrim teorisinden bitki dünyasına, oradan hayvanlar alemine ve dini bütünlüğe uzanıyor. Ne hoş övgüler almıştır değil mi? Hakkıdır. Ziyaretçi defterinin, sanal sayfalarında şöyle bir gezelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih isimli bir öğrenci şöyle yazmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"İlçemin bir köyünde bir yılan türü var ki koyun ve insan yemekten kaçınmıyor. Gözlemlerime göre altı ayda bir acıkıyor. Köylü bir ara çobancılığı bile bırakmıştı. Şimdi herşey iyi ama hala tehlike var. Ne yapmalıyız?" &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Çok heyecan verici! Demek ki, koyunları bekleyen çobanları bekleyen insanlar var ve bunlara çobancı deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer ise, şehrin göbeğinde oturmasına rağmen evini alıp götüren seller gibi taşıp duygularını şöyle özetlemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Çok mükemmel bir site. Ben evren hakkında bilgi aldım. Kafamda bir soru oluştu. Ya!.. Bir sürü bigbeng oluştuysa? Olabilir mi bu? Belki başka bir boyutta, başka bir bigbeng var ve o evrende genişliyor ya da... Büzülüyor olamaz mı? Yazdıklarım hakkında ilgilenenler ya da bu konular hakkında konuşmayı sevenler bana ulaşsınlar." &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılıyor ki bu güzide sitenin büyüsüne kapılanlardan biri. Üstelik düşünüyor, düşündürmeyi biliyor :) Mükemmel kavramının, çok ile nicelenmesi, anlamının etkisizleştirilmesi bir yana; genç bir dimağın "bigbeng" olayını tereyağından kıl çeker gibi kavrayıvermesi, gözleri yaşartacak kadar güzel. Keskin zekasının yardımıyla, diğer patlamaların bir başka boyutta olması gerektiğini çözümleyivermiş haklı olarak. Boyut ise, "bigbeng"in yanına şakkadanak oturan havalı bir kelime. Onu da kullanmasa olmayacak. Üstelik bir genişleme varsa daralma da olmalı değil mi? E madem bu konuları düşünmek söz konusu olduğunda kendisi bir numara, o zaman yazışmak isteyenler, bilgisinden ifade etmek isteyen hatun kişiler de çıkacaktır. Bilgi, seksapeldir ona göre. Diğerleri neler yazmış biraz daha bakalım ve sonra bu konuyu kapatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibel:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Selam siteniz süper ama... Ben kardeşim için güneş resmi bulamıyorum" demiş.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel demiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sevginedir.meruz.de/AdamSevda.htm" target="_mB"&gt;Bir diğer ziyaretçi&lt;/a&gt; ise şöyle demiş, hadi virgülüne dokunmadan aktaralım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Çok iyi bir site, birkaç türlü konuları olduğu için her işte kullanabilirim"&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda yürürken bir mutfak robotu bulmuşcasına mutlu, mesut. İçini dolduruveren mutluluğu kelimelerinden okunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkentli bir öğrenci, Sırma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Sitenizle daha yeni tanıştım ama buradan deniz hayvanları ile ilgili ilginç bilgiler öğrenmeyi umuyorum. İlgimi çeken deniz hayvanları olduğu için bu siteye sık sık uğrayacağım. Özellikle yunuslar için. Bu site için teşekkür eder saygılarımı sunarım." demiş. &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğini böylesine anında planlayıp gözler önüne sermekten kaçınmayan Sırma, bir kese altını hak ederdi eğer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Sultan ve en az kendi kadar değerli olduğu rivayet edilen oğlu, bu siteyi hazırladıklarını unutmayıp; ilgili, bilgili, küpüne zarar keskin zekalarla fikir paylaşımına girebilselerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, gökten üç elma düşmüş. Biri bunu okuyanın kafasına. Hepsi bu. Bir de ufo belgeselimiz var ama o da başka güne kalsın. Böylesi çok daha iyi.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109382445011124245?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109382445011124245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109382445011124245' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109382445011124245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109382445011124245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/sultan-varya-bilgiilemoullar-skc.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109380922591546748</id><published>2004-08-29T21:57:00.000+03:00</published><updated>2004-08-29T23:21:14.633+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İki kenarı camla kaplı, loş pastahaneye adımlarını attılar. İçerisi varolmaktan yorgun ve ümitsizdi. Hemen girişte, solda yer alan camekan içinde, tazeliği şüphe götürür birkaç minik pasta dizilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzlem'in, "Şu meyveli olan ne güzel" demesine kalmadan sevgilisi Ömit bir soru sordu: "Hangisini alsak?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yıkanmış olmasından gerek, eskimekten kirlenmiş bir doktor önlüğü giyen, kırklı yaşlarının zirvesini çoktan yoklamış kadın, ikisine yanaştı. "Birrr de bu çukulata fıstıklı ulanlar var", Ömit kadının konuşmasına takıldı. Belli ki kadın, Bulgar göçmeniydi ve sesi, görmüş geçirmiş bir rus çavuşu gibi emrediciydi. Üzerinde bir kaç tur attığı r hafleri, anlatmak istediğine sert bir hava veriyor, usta bir marangozun kullandığı testere gibi söylediklerini köşelendiriyor, birer emir olduklarını hatırlatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömit'le Üzlem meyvalı pastada hemfikir olduklarını pastahane halkına açıklar açıklamaz, göçmen kadın emrine uyulmamasıyla patlak veren mini öfke fırtınasını sesine yansıttı ve, gecenin en köşeli konuşmalarından birini yaptı: "Öüyleyse siz bilirsınız, beann şunun için ve bir da bunun için dedim." Aslında, "Emrime karşı gelerek büyük hata yapıyorsunuz, o bu pastahanenin en güzel pastasıdır. Daha dün kendi ellerimle yaptıydım, bir de güzel süslediydim ama siz ne anlarsınız ki pastadan?" demek istiyor ve fikrini başka şekilde paketleyerek sunuyordu, bir yandan da, yuvasını terk etmesine sebep olanları lanetliyor, bu laf anlamaz toplumda yaşamasına sebep olanları bir bir hatırlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buralara ilk ayak basışıydı ve renkler alışkın olduğundan çok daha canlı gelmişti. Eski düzenin, eski görünümünden çıkınca, bu şehir ona, televizyonlardan tanıdığı &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;*&lt;/span&gt;"altmışların Las Vegas"ı gibi görünmüştü. İnsanın gözünü alan bu ışıklar canlıydı canlı olmasına ama işte, düzensizdi. Hemen şurada cart bir çayır yeşili onun üzerinde gözleri alan yakıcı bir kırmızı, derin maviyi alabildiğine kaplayan sarı puantiyeler... Herşey sonuna kadar kontrast. Gördükleri, delikanlılığın "çocuk kitabı"nı süsleyen birer resim, bir masal kentine has absürd parçalar gibiydi. &lt;em&gt;Düzensiz ama çekici&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden nereye :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;*&lt;/span&gt; Altmışlardan kalma çünkü daha yeni yabancı filmlerin gösterilmesine izin verilmiyordu. Geldiği yerlerin tepeden inme, insanı bunaltan yönetimi, zamanı elliler ile altmışlar arasında bir yerlerde dondurmuştu. Öyle ya; ya rekabet unsurlarının birbirini kıymasıyla kendiliğinden oluşan adım adım ilerleme yöntemini tercih edeceklerdi ya da gerilediklerini gizlemek istercesine zamanı donduracaklardı.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109380922591546748?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109380922591546748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109380922591546748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109380922591546748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109380922591546748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/iki-kenar-camla-kapl-lo-pastahaneye.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109356463451122545</id><published>2004-08-27T02:27:00.000+03:00</published><updated>2004-08-27T03:13:04.980+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Deli Adamın Hala Kayıp Olan Günlüğü Cilt XXV.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı Gün/Aynı Ay/Aynı Yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşyüz kelimenin kullanıldığı bir dilde, müzik üretmek zormuş. Bu sözü bir müzisyen söylüyor. Bir yerlerde okudum, yazanın yalancısıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziği oluşturan sesler; ard arda dizilerek binlerce kelimeyi oluşturan sesler gibi birer anlam taşıyorsa eğer, haklıdır. Aksi halde müzik yerine fikir üretmeli ve günlük hayatın kaç kelime ile sınırlandığına fazla kafa yormamalıdır. Ne de olsa sadece kafa yormakla günlük hayatın dili değişmeyecektir. Bu dil de diğer diller gibi merkezi bir noktadan yönetilememekte, dili kullanamayanlara ağır cezalar verilmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce sayısız kez denenmiş, genel beğeniyle uyuşup kendini ispatlamış fakat, yeniliğin heyecanını kaybetmiş bayat armonileri, varlığı anlamından büyük kelimelerle süslemenin adı müzik değil... Sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109356463451122545?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109356463451122545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109356463451122545' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109356463451122545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109356463451122545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/deli-adamn-hala-kayp-olan-gnl-cilt-xxv.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109356064477311138</id><published>2004-08-27T00:27:00.000+03:00</published><updated>2004-08-27T01:50:44.773+03:00</updated><title type='text'>Deli Adamın Kayıp Günlüğü</title><content type='html'>Deli Adamın Kayıp Günlüğü, Cilt III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Bir gün/Aynı Ay/Aynı Yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyim ben?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumanda odasına kurulup; herşeyi, sonu gelmez bir savaş gibi yöneten, rekabetin karanlık karesine hapsolmuş bir deli. Rakipsiz kavgaların esiri. Dışa doğru bükülen ölümlü bir sarmal. Ansızın beliren "sigara iç!" emrine itaat eden, içmeyip karşı gelen ben; neyim ben? Varlığının yakıtı enerjiyi dönüştüren, üreyip evrilen somut bir düzeneğin sınırlarını belirlediği, her biri bir yenisine gebe yorumlar üzerine inşaa edilen, soyut ve güvenilmez bir bina türü müyüm? Tercih hangi yönde olursa olsun, bir süredir buralardayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür müyüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yemek Bul!" emriyle enerji arayan, "Seks yap!" emriyle üremenin koşullarını oluşturan bir köle için güvenli bir soru mudur bu? Özgür bir köle olur mu? Kölenin varlığı da, yazgısı da efendisine bağlı değil midir? Efendi nereye, köle oraya.  Yine de, soyut benin özgürlüğü bir kez sorgulandığında, sanki hiç sorgulanmamışcasına unutmak, bir geminin küllerinden yenisini yapmak kadar mümkün ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109356064477311138?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109356064477311138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109356064477311138' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109356064477311138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109356064477311138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/deli-adamn-kayp-gnl.html' title='Deli Adamın Kayıp Günlüğü'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109355317942881205</id><published>2004-08-26T23:41:00.000+03:00</published><updated>2004-08-26T23:47:26.903+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Geri kalmış bir ülkeyi kimin yöneteceği; ileri olanınsa, nasıl yönetileceği tartışılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=karl+popper" target="_mB"&gt;Karl Popper&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109355317942881205?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109355317942881205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109355317942881205' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109355317942881205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109355317942881205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/geri-kalm-bir-lkeyi-kimin-ynetecei.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109345333694649646</id><published>2004-08-25T19:59:00.000+03:00</published><updated>2004-08-25T20:02:16.946+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Her şey sana karşıymış gibi görünüp kötü bir döneme girdiğinde ve bir dakika daha dayanamayacakmışsın gibi geldiğinde, sakın pes etme; çünkü, işte orası, tamda gidişatın değişeceği yer ve zamandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.harrietbeecherstowe.org/"&gt;H. B. Stowe&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109345333694649646?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109345333694649646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109345333694649646' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109345333694649646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109345333694649646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/her-ey-sana-karym-gibi-grnp-kt-bir.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109329195910974665</id><published>2004-08-23T23:07:00.000+03:00</published><updated>2004-08-27T00:20:21.990+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Bildiğini bilenin arkasından git,&lt;br /&gt;Bildiğini bilmeyeni uyar,&lt;br /&gt;Bilmediğini bilene öğret,&lt;br /&gt;Bilmediğini bilmeyenden kaç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kelepirkitap.com/kitapfiles/felsefe/konfucyus/konusmalar.html"&gt;Konfüçyüs&lt;/a&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;PDF Düzeninde, Daha Detaylı Bilgi:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kutuphane.uludag.edu.tr/Univder/derpdf/konfucyus.pdf"&gt;Konfüçyüs ve Konfüçyüscülük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109329195910974665?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109329195910974665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109329195910974665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109329195910974665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109329195910974665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/bildiini-bilenin-arkasndan-git.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109320321191575302</id><published>2004-08-22T22:30:00.000+03:00</published><updated>2004-08-22T22:33:31.916+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bazen, varoluşun peşinden koşturmak yerine, varolmuşlukla ilgileneyim diyorum. Böylesi daha kolay fakat bir o kadar da keyifsiz. Tercihim her zaman, kendiliğinden, keyifli olana kayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109320321191575302?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109320321191575302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109320321191575302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109320321191575302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109320321191575302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/bazen-varoluun-peinden-koturmak-yerine.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109319487273087717</id><published>2004-08-22T19:10:00.000+03:00</published><updated>2004-08-22T22:38:54.096+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Su!" dedi kadın ve demesiyle bir çanak su belirdi hemen önünde. "İşte sana deniz!" dedi yıllanmış ses. Kadın zaman kaybetmeden atıldı, "Bu deniz değil sadece su!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı ses bir kahkaha patlattı. Kadın bu geniş kahkahanın, derin neşenin anlamını çıkaramadı. Aslında sesin kime veya neye ait olduğunu da çıkaramıyordu. Gözleriyle etrafını taramıştı önce. Kimseyi göremeyince korkmuş ve koşmaya başlamıştı. Ne kadar koşarsa koşsun, nereye giderse gitsin o ses hep yanıbaşında, aynı yerdeydi. Durmadan cevabını bilmediği sorular soruyordu. Soruların ardı arkası kesilmedi ve bir yerden sonra sesin varlığını sorgulamaktan vazgeçti, ona alıştı ve sorularını cevaplamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tuz!" dedi kadın. Sözünü tamamlar tamamlamaz bir çuval tuz belirdi ve yaşlı ses kükredi, "Al sana tuz, oldu mu şimdi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın hayır anlamında başını sağa sola sallarken bir yandan da biraz önce hemen önünde beliren çanağı ve içindeki suyu arıyordu. "Su nerede?" dedi, "Deniz olması için su da lazım. Su ve diğerleri. Madem deniz nedir öğrenmek istiyorsun, söyleyeceğim herşey burada olmalı. Ne eksik, ne fazla."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı sesin kim yada ne olduğunu bilmiyoruz fakat, kibirli olduğunu şöyle seslenişinden çıkarabiliriz, "Pazarlık ha? Benimle pazarlık ediyorsun, peki öyle olsun. Bundan böyle, denize dair ağzından ne süzülürse hemen önüne gelecek. Şimdi devam edelim. Başka?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın sevindi. Durumunun garipliği her ne kadar ortada olsa da o bunu hiç önemsemedi. Elinden bir şey gelmiyordu, durumunu kabullenmişti. "Su ve tuz. Bunların birarada olması lazım. Karışmalı." demesine kalmadan tuzlu su, koca bir fıçı içinde belirdi. &lt;em&gt;Güzel!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;"Şimdi" dedi, "Balık!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı ses küçümser bir tonla, "Bir fıçı su ve yeteri kadar tuz olunca, içinde de bir kaç balık yüzünce bu deniz mi oluyor?" Fıçının içinde balıklar yüzmeye başlamıştı çoktan. Kadın düşündü. Hayır olmuyordu. Denizi deniz yapan neydi? Deniz olmak için ne kadar su gerekiyordu? Ya tuz? Kaç çeşit balık gerekli? Ya denizi deniz yapan ve farkında bile olmadığı diğer parçalar? Ansızın çözümü buldu ve koşmaya başladı. Becerebildiği kadar hızlı koşarken, yaşlı ses peşini bırakmıyordu. "Başka?", "Bu deniz mi sence?", "Koşarak kaçamazsın", "Ben her yerdeyim!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın aldırmadı. Koştu, koştu, koştu... Ta ki altın gibi kumlara ayak bastığı sahile ulaşıncaya kadar. Nefes nefese bağırdı, "İşte deniz! İşte bu, bu deniz işte! Tam önümde alabildiğine uzanıyor her yöne."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı ses homurdandı, "Denizin nerede olduğunu sormadım. Sorum denizin ne olduğuydu."&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109319487273087717?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109319487273087717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109319487273087717' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109319487273087717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109319487273087717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/su-dedi-kadn-ve-demesiyle-bir-anak-su.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109294449075376724</id><published>2004-08-19T22:41:00.000+03:00</published><updated>2004-08-19T22:56:54.220+03:00</updated><title type='text'>Uzaydan Nasıl Görünüyorum?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.digitalglobe.com/sample_imagery.shtml"&gt;Digital Globe&lt;/a&gt;  Kuşbakışı görüntüler. Atina Olimpiyatları'nın yapıldığı bölge de listede var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109294449075376724?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109294449075376724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109294449075376724' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109294449075376724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109294449075376724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/uzaydan-nasl-grnyorum.html' title='Uzaydan Nasıl Görünüyorum?'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109286493520462050</id><published>2004-08-19T00:27:00.000+03:00</published><updated>2004-08-19T00:35:35.203+03:00</updated><title type='text'>Bisküvi, Bisküüt, Bisküvit, Piskivü, Püskivi ?..</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Türkçe'de yerleşik kullanım:&lt;/strong&gt; Bisküvi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anlamlandıralım:&lt;/strong&gt; Çifte Kavrulmuş Kurabiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Verici dil:&lt;/strong&gt; Fransızca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kelimenin aslı:&lt;/strong&gt; Biscuit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Parçalayalım:&lt;/strong&gt; Bis + Cuit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anlamlandıralım:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bis: İki kez, tekrar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuit: Pişmiş (Cuire: Pişirmek)&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109286493520462050?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109286493520462050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109286493520462050' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109286493520462050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109286493520462050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/biskvi-biskt-biskvit-piskiv-pskivi.html' title='Bisküvi, Bisküüt, Bisküvit, Piskivü, Püskivi ?..'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109286203414728760</id><published>2004-08-18T23:39:00.000+03:00</published><updated>2004-08-19T00:07:33.380+03:00</updated><title type='text'>"Öğrenmeyi Öğrenmek"</title><content type='html'>Bu bir kitap adı. "Öğrenmeyi Öğrenmek". Kitap, öğrenmenin yöntemlerini öğretiyor. Güzel fakat, öğrenmeyi bilmeyen birisinin, başka deyişle, öğrenmek kavramını oluşturan yöntemler bütününden yoksun birisinin, başlıkta önerildiği gibi, öğrenmeyi öğrenmesi nasıl mümkün olur? Kısır bir döngü var burada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öğrenmeyi bilmiyorum!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O zaman öğreneyim!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ama Öğrenmeyi bilmiyorum!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O zaman Öğreneyim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem aktarabildim mi? :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin ilginç yanı, söz konusu kitabı alan kişilere bu durumu anlatmaya çalıştım. Kabul eden çıkmadı. Sanırım, kitabı almış olmaktan kaynaklanan duygusal bir tepki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109286203414728760?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109286203414728760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109286203414728760' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109286203414728760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109286203414728760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/renmeyi-renmek.html' title='&quot;Öğrenmeyi Öğrenmek&quot;'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109275193406409410</id><published>2004-08-17T17:12:00.000+03:00</published><updated>2004-08-17T20:50:14.066+03:00</updated><title type='text'>Son Akşam Yemeği, Leonardo Da Vinci</title><content type='html'>&lt;a href="http://milano.arounder.com/PROJECTS/SANTA_MARIA_DELLE_GRAZIE/ZOOMIFY/IT000005356.html" target"mb"&gt;Yüksek Çözünürlükte, Son Akşam Yemeği&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109275193406409410?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109275193406409410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109275193406409410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109275193406409410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109275193406409410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/son-akam-yemei-leonardo-da-vinci.html' title='Son Akşam Yemeği, Leonardo Da Vinci'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109268635502304398</id><published>2004-08-16T22:59:00.000+03:00</published><updated>2004-08-17T01:16:09.363+03:00</updated><title type='text'>Beyin, Bilinç, Kukla</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.genetikbilimi.com/genbilim/FARKLI~1.HTM"&gt;Farklı Bilinç Halleri&lt;/a&gt; Dr. Ümit Sayın, Wisconsin Üniversitesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.genetikbilimi.com/genbilim/beyinfonkBe.htm"&gt;Beyin Fonksiyonları Üzerinde Etkili Besinler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.jolyont.co.uk/Illustrations/pages/9_2%20Libet's%20Experiment_jpg.htm"&gt;Libet Deneyi&lt;/a&gt; ki, ilgili bilgi aşağıda. Ayrıca diğer illüstrasyonlar için: &lt;a href="http://www.jolyont.co.uk/Illustrations/index.htm"&gt;Jolyon Troscianko&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bilist.8m.com/beyin/bbeykuk.htm"&gt;Bilinç, Beynin Kuklası&lt;/a&gt; mı? (1998/02/05 AKTÜEL DERGİSİ)&lt;a href="http://www.jolyont.co.uk/Illustrations/pages/9_2%20Libet's%20Experiment_jpg.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109268635502304398?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109268635502304398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109268635502304398' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109268635502304398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109268635502304398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/beyin-bilin-kukla.html' title='Beyin, Bilinç, Kukla'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109268345137829468</id><published>2004-08-16T21:12:00.000+03:00</published><updated>2004-08-16T23:44:55.310+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Sana Tanrı'ya inanma diyemem. Kimse dememeli." Sonra, sigarasından bir nefes çekmiş ve gözleri uzaklara dalmıştı. Ne demek istemişti? Uyandığında hala bunu düşünüyordu. Sözleri bir kez daha yankılandı zihninde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sana Tanrı'ya inanma diyemem. Diğer yandan inan da diyemem. Kimse dememeli. Bu bir kabul edişten çok, bilgiyi arzulamak ve aramak anlamına gelmeli, bilinçli bir karar olmalı. Bilinç nedir bilir misin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, bilmiyordu. Kelimeyi yıllardan beri sayısız kez işitmiş ve kullanmış olmasına rağmen bilmiyordu. Ses tekrar yankılandı, "Aklında bir yerlerde, mikroskobik bir yün yumağı gibi duran, sadece sana ait bir anlamı olmalı. Bunca yıllık yaşamında görerek, duyarak, ölçerek, biçerek oluşturduğun ve içselleştirdiğin bir anlamı olmalı." Kafasında bu sözler dolanırken kedisi geldi ve geri vitese takıp park eden bir araç gibi yanaşarak bacaklarına sürtündü. Acıkmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş hareketlerle mutfağa gitti. Çıplak ayakları fayansın soğukluğunu beynine aktarıyordu. Kuru kedi mamasını yemek kabına boşaltırken, gözü &lt;a href="http://www.antweb.org/world.jsp" target="karinca"&gt;karıncalara&lt;/a&gt; takıldı. Her zaman ki gibi, yer yer tek, yer yer çift sıra oluşturarak yuvalarına yemek taşıyorlardı. Sağ ayağının hafifçe yanmasıyla aşağı baktı. Dev bir yiyecek deposu bulduğunu sanan karınca, ayağını iştahla ısırmıştı. Sinirle onu ayağından uzaklaştırdı ve telefona uzanırken söylendi, "Bu bardağı taşıran son damla! Kraliçeye ölüm!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109268345137829468?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109268345137829468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109268345137829468' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109268345137829468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109268345137829468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/sana-tanrya-inanma-diyemem.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109251809576001970</id><published>2004-08-15T00:14:00.000+03:00</published><updated>2004-08-15T00:14:55.760+03:00</updated><title type='text'>Senkron</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.rockstargames.com/upload/swf/winners/multimedia/drewcope.swf"&gt;Senkron&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://aes.iupui.edu/rwise/countries/turkey.html"&gt;Osmanlı'dan Bugüne Para Resimleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cordin.com/images.html"&gt;Hız Demek, Detay Demek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spaceimaging.com/gallery/top10_2003/top10_1.htm"&gt;Uzaydan Seyret&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109251809576001970?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109251809576001970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109251809576001970' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109251809576001970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109251809576001970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/senkron.html' title='Senkron'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109251581890655333</id><published>2004-08-14T23:36:00.000+03:00</published><updated>2004-08-14T23:36:58.906+03:00</updated><title type='text'>Pixel yada Picture Elements</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.lovepixel.idv.tw/"&gt;LOVEPIXEL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.supertotto.com/super_data/desktop.html"&gt;SuperData&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.citycreator.com/"&gt;City Creator&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.x-panded.com/pixeldam/pixeldam.asp?h=1"&gt;Harlem&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109251581890655333?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109251581890655333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109251581890655333' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109251581890655333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109251581890655333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/pixel-yada-picture-elements.html' title='Pixel yada Picture Elements'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109250141995610288</id><published>2004-08-14T19:08:00.000+03:00</published><updated>2004-08-14T19:36:59.956+03:00</updated><title type='text'>Bile Bile Lades</title><content type='html'>Fransa'nın başkenti Paris. Bu şehri her sene milyonlarca turist ziyaret ediyor ve gezilecek yerlerin başında Louvre Müzesi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turistlerin hayatında, resim sanatının yada sanat müzelerinde sergilenen diğer eserlerin, önemli bir yer kapladığını sanmıyorum. Sadece çok küçük bir bölümü bu varsayımın dışında bırakabiliriz. Diğer yandan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paha biçilemeyen eserlerin, müzelerde uluorta sergileneceğini düşünmek saflık olur :) Bunun yerine, günümüz ustalarının elinden çıkmış kopyaların sergilenmesi, daha akla yatkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse bu turistler, ne görmeye gidiyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa sadece gidiyorlar. Böylece, çevrelerine aktaracakları bir hikayeleri daha olacak. Hepsi bu. Görmeye ve gördükleri üzerine düşünmeye ihtiyaçları yok. Sıkça rastlanılan bir davranış kalıbı: "Yapmak yerine, 'yapmış gibi' yapmak." Hoş, yapsan da sahte resimlere bakıyor olacaksın :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam, iki ucu boklu değnek, bile bile lades.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109250141995610288?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109250141995610288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109250141995610288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109250141995610288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109250141995610288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/bile-bile-lades.html' title='Bile Bile Lades'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109248926551822231</id><published>2004-08-14T15:16:00.000+03:00</published><updated>2004-08-14T16:43:30.793+03:00</updated><title type='text'>İstanbul ve Deprem</title><content type='html'>Prof. Dr. Ahmet Ercan, İstanbul için deprem saatinin 2007 yılında çalışmaya başlayacağını ve 2035 yılına kadar mutlaka iki büyük deprem olacağını söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam gazetesinin haberinden alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Prof. Dr. Ahmet Ercan İstanbul için deprem saatinin 2007 yılında&lt;br /&gt;çalışmaya başlayacağını ve 2035 yılına kadar mutlaka iki büyük deprem olacağını&lt;br /&gt;söyledi. '6 şiddeti İstanbul için göçme sınırıdır' diyen Ercan, yoksul kesimin&lt;br /&gt;depremde hayatını kaybedeceğini söyledi. Ercan, görüşlerini şöyle anlattı:&lt;br /&gt;'Yapılar A, B, C, D, E, F diye sınıflara ayrılır. A sınıfında oturanların aylık&lt;br /&gt;geliri 5 bin doların üzerinde, B sınıfında oturanların 2 bin doların üzerinde, C&lt;br /&gt;sınıfında oturanların 400 ile 600 dolar arasında, D sınıfı ve altının 150 ile&lt;br /&gt;300 dolar arasında. Yapıların yüzde 35'i depremden etkilenecek. 250 bin ile 600&lt;br /&gt;bin arasında yaralı olacak. Kişi başına maliyeti 1 milyon dolar, İstanbul'a&lt;br /&gt;maliyeti de 100 ile 150 milyar dolar arasında olacak.' &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/08/14/gundem/gundem4.html"&gt;9 Şiddetinde deprem Marmara'yı İkiye Böler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece düşündürücü bir haber. Bu açıklamaya göre, deprem olma ihtimali 2007 yılından itibaren hızla yükseliyor. 2035'e kadar 6 ve üstü şiddettinde iki büyük deprem bekleniyor. Bu beklenti, beni üç açıdan düşündürüyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Hayatta Kalmak&lt;br /&gt;2. Ekonomi&lt;br /&gt;3. Buharlaşan Bilgi Birikimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette olası diğer açılar da çok önemli fakat bu üçü hayati öneme sahip. Ölmemek var olmanın birinci şartı. Bu durumda, 2007 ila 2010 seneleri arasında, depremden az etkileneceği öngörülen bölgelere taşınmış olmak şart. Böylece, hayatta kalma ihtimali yükseltilebilir. Doğrusu bunu başarmak, ekonomik zararlarla başa çıkmaktan daha kolay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depremin kişi başına maliyeti, 1 milyon Dolar olarak öngörülmüş. Bu her ne kadar "hesapsız" bir hesap gibi görünse de önemli bir tehlikeye işaret ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatını kurtarmayı başarırsan, ağır bir ekonomik yük seni bekliyor olacak. Halihazırda, sırtımızda kişi başına 4.100(borç) - 3.300(alacak) = 800 Dolar'lık bir yük var ve olumsuz etkilerini günlük hayatın her bölümünde gösteriyor. Zengin, etkiyi daha az hissetse de yaşamının her köşesinde parmakla gösterdiği akıl almaz olaylarla karşılaşıyor ve fakir, en temel ihtiyaçlarına kadar iliklerinde hissediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede 800 Dolar, nerede kişi başı 1 Milyon Dolar'lara varması beklenebilen bir yük! İşin bu kısmı geri de kalanların yaşayacağı en önemli artçı şoklar bütünü olacak. Öyle ki, bu şok senelerce devam edecek. Bir türlü yeterince biriktiremediğimiz "bilgi"nin büyük bölümü insanlarla beraber buharlaşacak. Yan etkilerini kestirip, bunlarla başa çıkmak için bir plan sahibi olmak ve sonra bunu zaman kaybetmeden uygulamak gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gidişle, bireysel önlemlerden fazlası mümkün görünmüyor. Belki, az sayıda bireyin oluşturduğu topluluklardan, kendileri için önlem almaları beklenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109248926551822231?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109248926551822231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109248926551822231' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109248926551822231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109248926551822231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/istanbul-ve-deprem.html' title='İstanbul ve Deprem'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109241454774960039</id><published>2004-08-13T19:04:00.000+03:00</published><updated>2004-08-14T16:17:24.826+03:00</updated><title type='text'>İyi Adam, Kötü Adam</title><content type='html'>İyi adam olmak mı zor yoksa kötü adam mı? İyi ne? Kötü ne? Bu ikisinden birinin mutlakiyetinden söz etmek mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ve kötü, herhangi bir düşünce nesnesinin, bir doğru üzerinde ki konumuna göre belirir. Bilinç dışında da kendini gösterebilir. Herhangi bir otomatın varlığına uygun koşullara iyi ve bunun tersine de kötü diyebiliriz. Bunu çözümlediğimiz anda işin içine yine bilincimizi sokuyor olmamız ilginçtir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109241454774960039?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109241454774960039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109241454774960039' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109241454774960039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109241454774960039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/iyi-adam-kt-adam.html' title='İyi Adam, Kötü Adam'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109233520008990567</id><published>2004-08-12T20:26:00.000+03:00</published><updated>2004-08-13T00:25:32.060+03:00</updated><title type='text'>Geleceğin Arama Motorları</title><content type='html'>Arama motorlarını, her türlü veriye erişmek için sıklıkla kullanıyorum ve çoğu durumda, ihtiyacımı tam olarak karşılamadıklarını fark ediyorum. Bir terslik var. Nedir bu terslik ve ihtiyaç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok durumda, aramayı ne üzerine yaptığımı, genel sınırları içinde bilmekle beraber, aslında o sınırların içinde bir yerlerde beni bekleyen fakat ne ve nerede olduğunu da bilmediğim bir alt konuyu araştırıyorum. İnanılmaz geniş düşünce alanlarına yayılan öyle konular var ki, samanlıkta iğne aramaktan daha kolay olmayabiliyor. Diğer yandan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynimizin; bilgilere, radyan ismiyle çağrıştırabileceğimiz bir yöntem izleyerek ulaştığı düşünülüyor. Radyan aynı zamanda, bir çemberle ilgili çeşitli işlemlerde faydalanabileceğimiz detaylı bir açı ölçeğidir. Beyin açısından ele aldığımızda... Üç boyutlu bir düzlemde, merkeze yerleştirdiğimiz düşünce nesnesine bağlı, tüm diğer çevre kavramları; daha doğrusu onlara ulaşım yöntemini kast etmiş oluruz. Şu deney kavramak için faydalı olabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerini kapa ve rastlantısal olarak bir kelime seç. Seçtiğin kelimenin çağrıştırdığı diğer kelimeleri yakalamaya çalış. İlk seçtiğin kelimeyle bağlantılı diğer kelimeler tükenene kadar bu işleme devam et. Sonra biraz evvel bulduğun kelimelerden birini seç ve aynı işlemi tekrar et. Böyle devam ettikçe, birbiriyle bağlantılı pek çok kelimeye, daha iyisi kavrama ulaşacaksın. Bu yöntemi "bilinç"li olarak kullanmanın faydalarını keşfetmek çok zor olmayacaktır :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğin arama motorlarında da benzer bir yöntem izleneceğini, günümüzden farklı olarak arama motorlarının kavramları tanıyabileceğini ve kendiliğinden, bir kavramı diğeriyle ilişkilendirebileceğini dolayısıyla öğrenebileceğini tahmin etmek pek zor değil. Geleceğin arama motorları, büyük ihtimalle insana daha yakın bir pozisyonda ve daha güçlü bir iletişimde bulunacaktır. Daha açık söylemek gerekirse, vücudumuza bağlı ve beynimiz ile neredeyse doğrudan iletişim kuran ticari bir sistem haline gelip, tespit ettiği her ilişkili veriyi şimdikine göre çok daha az zamanda bulup kullanıma sunacaktır. Bu noktada Mehmet Ali Kılıçbay'dan kısa bir alıntı yaparak bu nimetin olası zararlarına da dikkat çekmeliyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İnsanlık bugün devasa bilgi depolama olanaklarına ve bunları kolayca ticarileştirme becerisine sahip hale gelmiştir. Popüler bilim çevrelerinin enformatik veya elektronik devrim adını verdikleri bu olgunun sonucu olarak, neredeyse sınırsız miktarda bilginin herkesin ulaşabileceği kadar yakınlaşması sağlanmıştır. Çoğu kimse bunun bilginin “demokratikleşmesi” olduğunu sanmakta ve iddia etmektedir. Ancak bu iddialarda, bilginin hazırlop hale gelmesinin arkasında bir seçme ve ayıklama işleminin yer aldığı ve buna bağlı olarak seçme ve ayıklamanın hiç de demokratik olamayacağı, hatta totaliter olduğu gerçeği es geçilmektedir.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.karizmadergisi.com/karizma.php?page=19/19-33"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Son Entelektüel Sartre&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Geleceğin arama motorları da ticari bir ürün olacak ve şimdi olduğu gibi, kâr elde edeceklerdir. Bununla birlikte, geleceğin kâr kelimesi bugünkü ile aynı değerleri mi ifade edecektir?&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109233520008990567?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109233520008990567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109233520008990567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109233520008990567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109233520008990567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/gelecein-arama-motorlar.html' title='Geleceğin Arama Motorları'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109223240612127611</id><published>2004-08-11T16:53:00.000+03:00</published><updated>2004-08-11T16:53:26.120+03:00</updated><title type='text'>Oku ve Dinle</title><content type='html'>Oku: &lt;a href="http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~7@sid~9@nvid~452753,00.asp"&gt;Nüfusta istikrar olmadan...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oku: &lt;a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=9745"&gt;Akademik Hayatta Yabancı Dil Problemi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinle: &lt;a href="http://www.quietamerican.org/vacation.html"&gt;quiet american&lt;/a&gt; Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılmış ses kayıtları. Nefis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinle: &lt;a href="http://www.sonicstudios.com/mp3.htm"&gt;DSM Recorded and Hi-Quality .MP3 Encoded 3-D Ambient Surround Stereo Sound Effects &amp; Music Clips&lt;/a&gt; Bu arada sayfa fena halde organik ama içerik iyi ne yaparsın :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109223240612127611?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109223240612127611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109223240612127611' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109223240612127611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109223240612127611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/oku-ve-dinle.html' title='Oku ve Dinle'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109216769332022155</id><published>2004-08-10T22:54:00.000+03:00</published><updated>2004-08-10T22:54:53.320+03:00</updated><title type='text'>Keyif</title><content type='html'>&lt;a href="http://forkinsocket.com/archive/2004/08/21.html"&gt;Fork in Socket&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://flong.com/yellowtail/index.html"&gt;Yellowtail and Curly by Golan Levin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://alphabet.tmema.org/"&gt;Art21 - The Alphabet Synthesis Machine (Introduction)&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109216769332022155?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109216769332022155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109216769332022155' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109216769332022155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109216769332022155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/keyif.html' title='Keyif'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109208445342935256</id><published>2004-08-09T22:54:00.000+03:00</published><updated>2004-08-09T23:47:33.430+03:00</updated><title type='text'>Örneklemenin Dayanılmaz Hafifliği</title><content type='html'>Aynı sınıfa mensup iki canlıyı şu an bulunduğumuz oda içinde ve alıcıları bize dönük halde hayal edelim. Her iki canlı da yansıyan ışık dalgalarına duyarlı olsun. İlkine "Ali", ikincisine "Veli" adlarını verelim. Ali, ışık dalgalarını dakikada bir kez algılama kapasitesine sahipken; Veli, aynı işi her saniye yapabilsin. Ali dakikada bir, Veli saniyede bir fotoğraf çekiyormuş gibi düşünebiliriz. Ayrıca bu iki canlı, yansıyan ışık dalgalarını analiz ederek bizim, varlığımızı veya yokluğumuzu tanımlayabilsin, tanımını hafızasında tutabilsin ve son olarak yok olduğumuzda herhangi bir ses çıkarsınki bizi algılamadığını anlayalım :) Bu durumda Ali'ye göre çevresi, bir dakikadan diğerine var olurken, Veli'ye göre bu süre saniyelerle ifade edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneye başlamadan önce bu canlıların kendi "öz algı"larına uyumlu olduklarını, içinde var oldukları dünyayı, kendilerine uyumlu bir süreç olarak kavradıklarını dolayısıyla yukarıda yaptığımız tanımı onların çözemeyeceğini hatırlayalım. Şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir anda hayali odayı terk edelim ve eski pozisyonumuza yaklaşık olarak geri dönelim. Ayağa kalkıp odadan çıkmamız ve tekrar dönüşümüz arasında 50 saniye olsun ve her iki canlı da ayağa kalkmamızdan yeterli süre önce bizden yansıyan ışığı aynı anda algılasın. Veli, ayağa kalkmamızdan bir süre sonra ses çıkaracak ve geri dönüşümüze kadar, saniye başı ses verecektir. Oysa Ali'den çıt çıkmayacaktır. Bu durumda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali'nin hafızasında, bir süre için odada olmayışımızla ilgili herhangi bir kayıt yer almayacaktır. Ali'ye göre odayı hiç terk etmediğimiz açıkça ortadır. Diğer yandan, Veli'nin belleğinde, odada olmadığımıza dair kayıtlar vardır ve bu kayıtlara bakarak odayı terk ettiğimiz söylenebilir. Elbette üçüncü kişilerin analiziyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya bu iki canlı daha karmaşık bir yapıya sahip olsaydı ve geniş bir uyaranlar yelpazesini algılayabilse, yorumlayabilse ve bir diğeriyle bizim varlığımız veya yokluğumuz gerçeği üzerine iletişebilseydi... Birini diğerine haklı kılan ne olurdu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı deney ses, koku, tat, basınç gibi diğer insan uyaranlarıyla, ayrı ayrı yada birlikte tekrarlansaydı ne değişirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109208445342935256?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109208445342935256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109208445342935256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109208445342935256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109208445342935256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/rneklemenin-dayanlmaz-hafiflii.html' title='Örneklemenin Dayanılmaz Hafifliği'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109207973531844974</id><published>2004-08-09T21:23:00.000+03:00</published><updated>2004-08-09T22:28:55.316+03:00</updated><title type='text'>Mehmet Ali Kılıçbay ile İlgili Minik Bir Internet Araştırmasının Sonucu: Keyifli Okumalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.karizmadergisi.com/karizma.php?page=19/19-33"&gt;Son Entelektüel Sartre&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.karizmadergisi.com/karizma.php?page=19/19-11"&gt;2100’lere doğru Türkiye&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.fgulen.com/a.page/hayati/hosgoru.ve.diyalog.iklimi/a4747.html"&gt;5. Abant Platformu&lt;/a&gt; ve ilgili olarak: &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/2002/07/14/haberler/h1.htm"&gt;Müzmin Muhalif&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/2002/04/13/yorumlar/default.htm"&gt;Türk Halkı En Başta Kendine Güvenmiyor&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/2002/03/09/yorumlar/default.htm"&gt;Rus Ordu Korosu ve Tarkan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.rizgari.org/modules.php?name=Content&amp;amp;pa=showpage&amp;amp;pid=473"&gt;AB Dışındaki Adreslerin Hepsi Kabus Senaryosu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mehmet+ali+kilicbay"&gt;Ekşi Sözlük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109207973531844974?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109207973531844974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109207973531844974' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109207973531844974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109207973531844974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/mehmet-ali-klbay-ile-ilgili-minik-bir.html' title='Mehmet Ali Kılıçbay ile İlgili Minik Bir Internet Araştırmasının Sonucu: Keyifli Okumalar'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109197702506283445</id><published>2004-08-08T17:57:00.000+03:00</published><updated>2004-08-08T17:57:05.063+03:00</updated><title type='text'>Organik Sayfa Nedir?</title><content type='html'>İşte Budur: &lt;a href="http://www.shockhaber.com/organiksayfa.htm"&gt;Organik Sayfa&lt;/a&gt; Internetin her yerinde bolca bulunur. Görüldüğü anda adamın ağzına sıçar bırakır. Yeri gelir, geçici akli dengesizliklere sebep olur! &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109197702506283445?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109197702506283445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109197702506283445' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109197702506283445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109197702506283445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/organik-sayfa-nedir.html' title='Organik Sayfa Nedir?'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109196846634937538</id><published>2004-08-08T13:33:00.000+03:00</published><updated>2004-08-08T18:02:03.056+03:00</updated><title type='text'>"Her Şeyin En İyisini Ben Bilirim" yada "Sen Neymişsin Be Abi"</title><content type='html'>Akıl, kendini sarmalayan kabın yaşlanışını ve yıpranışını gün be gün farkedemezken, aralarında on sene olan iki fotoğrafı kıyasladığında, geçen zamanın ve etkilerinin ayırdına rahatça varır. Oysa aynı kabı her gün aynalarda görüp, incelemekte ve ona çeki düzen vermektedir. Buna rağmen, an içindeki başkalaşımı açıkça algılayamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir durum, aklın gelişiminde de kendini gösterir. Akıl, her yeni günde gelişip değişirken, aslında hep aynı anı, "şimdi"yi yaşar ve "şimdi"ye yakın, nispeten canlı bir geçmişi de beraberinde taşır. Bu ikisinin izini geleceğine düşürerek, hata payı yüksek yakınsamalar yapar. Aklın farklı zamanlara ait bölük pörçük fotoğrafları öznel geçmişte iyi veya kötü muhafaza edilir fakat kuvvetli bir özeleştiri yapılmaz yada "geçmişinden iki fotoğrafı al ve iki resim arasındaki milyonlarca farkı bul" oyunu pek sıklıkla oynanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin ilginç yanı akıl, öznel bir biçimde gelişirken, elde ettiği bilgileri daima genele yada başka bir deyişle nesneye mal etme eğilimindedir ve bu ciddi bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk senedir şimdiyi yaşayıp kendine has bir geçmiş inşaa eden akıl, aynı işi onaltı yada yirmibeş senedir yapan diğer akıldan daha geniş bir geçmişe yada olasılık hazinesine sahip olur. Her yeni anını kendi öznel geçmişine başvurarak yorumlar ve çoğu zaman, diğer akılların aynı geçmişe sahip olmadığını fark etmez. Kendini çözümlemeye çalışmadığı, yeterli özeleştiriyi yapacak düşünce araçlarına sahip olmadığı sürece, o çok sevdiği kırmızının, bayılarak dinlediği müziğin, keyifle kokladığı parfümün, kendine göre zor şartlarda edindiği tecrübelerin tüm zamanlarda herkes için aynı değere sahip olması gerektiğine inanır ve bu inancını bir dogma haline getirip çevresine dayatır. Aslında bu beklenilen, bencil bir davranıştır ve sonuçları vahimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun daha basit tanımı, "her şeyin en iyisini ben bilirim" cümlesiyle yapılabilir ve günlük hayatta kendini; kuşak çatışması, evli çiftler arasında kopukluk, iş ortaklıklarında sorunlar ve hatta kültürler yada alt kültürler arası savaşlar biçiminde kendini gösterir. Oysa gerçek, "bazı şeylerin iyisini ben bilebilirim"e daha yakındır. Özellikle, kendini her an bir diğeriyle iletişim halinde tutarak, kıyaslamaya, gerekirse yenilemeye gönüllü olanlara daha da yakındır ve gerçek huzurun habercisidir.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109196846634937538?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109196846634937538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109196846634937538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109196846634937538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109196846634937538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/her-eyin-en-iyisini-ben-bilirim-yada.html' title='&quot;Her Şeyin En İyisini Ben Bilirim&quot; yada &quot;Sen Neymişsin Be Abi&quot;'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109189243172504374</id><published>2004-08-07T16:13:00.000+03:00</published><updated>2004-08-07T18:27:11.726+03:00</updated><title type='text'>Arap Saçı</title><content type='html'>Günlük hayatımızda, karmaşık durumları anlatmak için, "Arap Saçı" ifadesini sıklıkla kullanıyoruz. Demek ki arap saçı, atalarımıza karman çorman görünmüş. Oysa bazı arapların saçları, kafalarını örttükleri için görünmüyor. Diğerlerin saçları ise, ailenizin ortalama kebapçısından daha karmaşık değil. Oysa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenciler; özellikle uzun saçlı zenciler için bunu söylemek zor. Bana kalırsa "Arap Saçı" ifadesinde kastedilenler, araplar değil zenciler. Tenlerinin daha koyu olması, atalarımızın gözünde onları "daha koyu tenli arap" yada detaydan kaybetmek pahasına, kısaca yine "arap" yapmış gibi. Aynı yaklaşım, özel arabalara "taksi" deme geleneğini sürdüren kişi ve topluluklarda da kendini belli ediyor. Neyse ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odaklanmak istediğim konu bu değil. Esas konu, "hata yapmama takıntısı".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaklarımızın arasında yer alan gri kütle, yaşadığı sürece kendini yenileyip oldukça karmaşık bir sistem oluşturuyor. İyisiyle kötüsüyle, yanlışıyla doğrusuyla, akıl yoluyla başedilmesi zor, sayısız miktarda veriyi durmaksızın depoluyor ve İnsan, daha iyisi akıl, çoğu zaman bu karmaşanın içinde kaybolup gidiyor. Biraz önce neredeydi? Ne istiyordu? Şu an bulunduğu yere nasıl geldi? Biraz sonra ne olacak? gibi sorular, cevap aranan zaman dilimi genişledikce anlamını yitiriyor. Hem geçmiş hem de gelecek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karmaşadan en az zararla kurtulmanın yolu "düşünce kalıpları"ndan faydalanmak. Düşünce kalıpları, ister çözümleme ister doğrudan kabul yoluyla olsun, gri bölgenin aralıksız değişimiyle birlikte faaliyetini sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktadan diğer noktaya, zaman ilerledikce; sınırlarını iyi kullanmayı öğrenen gri bölge, daha da karmaşıklaşıyor. Öyle ki; düşünce kalıplarının ne zaman ve daha önemlisi neden yaratıldığı ufukta yitip gidiyor. Akıl, çoğu zaman neden öyle yapmayı tercih ettiğini fark etmiyor bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata yapmama takıntısı, bireye ve bağlı olduğu topluluğa son derece zarar veren, en iyi durumda bile olduğu yerde saymasına sebep olan, bir çeşit kalıp bana göre. Bu kalıp, "hata yapmanın doğallığını" kabul eden karşı kalıpla değiştirilmeli. Francis Bacon'ın bir zamanlar dediği gibi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gerçek, hata yapana, karmaşaya düşenden daha yakındır." ve bana göre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karmaşaya düşmekten daha korkuncu, bilinçsizce karmaşadan kaçmak ve yakın zaman içinde doğruluğu sorgulanmamış kalıpların ardına gizlenmektir.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109189243172504374?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109189243172504374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109189243172504374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109189243172504374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109189243172504374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/arap-sa.html' title='Arap Saçı'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109180172673449091</id><published>2004-08-06T17:15:00.000+03:00</published><updated>2004-08-06T17:15:26.733+03:00</updated><title type='text'>Spirit Portal</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.echocolor.com/domains/echocolor/misc/portal/applet/"&gt;Spirit Portal : Built with Processing&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.flight404.com/version6/index.html"&gt;404 | v.6&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ghostagency.net/processing/abstractscape3/index.html"&gt;ABSTRACTSCAPE&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109180172673449091?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109180172673449091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109180172673449091' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109180172673449091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109180172673449091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/spirit-portal.html' title='Spirit Portal'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109171910739678267</id><published>2004-08-05T16:21:00.000+03:00</published><updated>2004-08-05T18:20:47.363+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ev temizliğine ve işlerine yardım eden Sevgi'nin iki çocuğu var. Çocuklardan biri, Ömer, üç yaşında ve zaman zaman onu da yanında getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer, her nedense beni çok seviyor ve çalışırken rahat bırakmıyor. Sürekli "O ne?", "Bu ne?", "Şu ne?" diyor yada parmağıyla her yönü işaret edip "O benim!", "Bak şu bu!", "Bak bu şu!" gibi cümleler kuruyor. Kurduğu daha uzun cümleler de var fakat annesi dışında kimse anlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün de Ömer'in geldiği günlerden biriydi. Önce bir süre onunla ilgilendim. Bir iki dergiye baktık, parmağıyla işaret ettiği yerlerde ne olduğunu beraberce tekrar ettik. Arasıra günlük hayatını anlatan anlaşılmayan cümleler kurdu. Sonra çalışmam gerektiğini söyledim ve annesinin yanına gönderdim fakat o yine de benim yanıma gelmekte ısrar etti. Bunun üzerine kapımı kapattım ve gelişini biraz olsun engelledim. Tam işime yoğunlaşırken sevgili kedim Gel Kızım, kapıyı açmak için kapı koluna sıçramaya ve insanı deli eden bir ses çıkarmaya başladı. Ömer'in kah yakından kah uzaktan gelen bağırışları ve acar gazeteci edasıyla kendisiyle ilgili herşeyi çeşitli yüksek tonlarda annesine rapor etmesi, beni kısa bir süre için zihnen felç etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel Kızım'ı içeriye alırken, girdiğinde çıkmak, çıktığında girmek isteyeceğini ve bundan kurtulmanın tek yolunun da kapıyı açık bırakmak olduğunu bilmem rahatlamamı engelledi. Kapıyı kapattım ve işime döndüm. Çok geçmeden Ömer, kapının hemen önünden gelen sesiyle, beni sıçrattı. Tabii bu kadarla kalmadı. Kapı deliğinden gözetlemeye, tak tuk sağa sola vurmaya ve annesine rapor vermeye devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anaaae, abinin kapısı açılmıyooo!" ve ardından kapıyı yokladı. Bunun böylece süremeyeceğine karar verip kapıyı açtım, Ömer'i elinden tuttum ve biraz oyun oynamaya davet ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dizi anlamsız ve dolayısıyla sıkıcı oyunu oynarken günün en heyecanlı dilimi fındık büyüklüğünde bir kara sineğin cama konmasıyla başladı. Bu iri sinek, yaklaşık bir hafta önce yakaladığım örümceğin ziyafetiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem sinekle, hem Ömer'le birkaç dakikalık cebelleşmeden sonra sineği yakalayıp örümceğime verdim ve sonraki on dakika boyunca sinekle örümcek arasındaki çılgın kovalamacayı izledim. Bir an bu keyfin, gladyatörlerin karşılıklı kafa, kol ve ayak uçurmasını izlemekten farkı olmadığını düşündüm. Sonunda örümcek galip geldi. Sonraki saatler boyunca, büyük bir iştahla, emdi, emdi ve emdi. Bu sabah kalktığımda sinekten geriye sadece bir iki siyah topak kaldığını gördüm. Neyse, tekrar düne ve Ömer'e ve bu yazıyı yazmamın sebebine dönelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer'in beni bir arkadaşı gibi görmesi, onunla büyüğü gibi değilde bir arkadaşı gibi oynamama sebep oldu. Böylece, istediklerini hiç nedensiz reddetip, aklıma estiği gibi konuşmaya başladım. Bu davranışım aramızda bazı sürtüşmelere ve ufak çaplı kavgalara yol verdi. İşin ilginç tarafı ben de en az onun kadar sinirlenip öfkelenmeye başladım. Öfkemin patlayacağı her an, aslında bir yetişkin olduğumu ve O, yaptığı hiçbirşeyden sorumlu tutulmazken, bana bu özgürlüğün verilmediğini bir kez daha hatırlamak, üzerimdeki basıncı artırıyordu. Diğer yandan bir yetişkin olmam Ömer'i daha da kızdırabilecek bir donanıma sahip olmam anlamına geliyordu ki gel de çık işin içinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözüme kestirdiğim eski bir çakmağı alıp, Ömer'in gözü önünde çakmaktaşı mekanizmasını söktüm ve çakmaktaşına sürtünerek kıvılcım yaratan metal silindiri tekrar yerine yerleştirdim. Elimde her çocuğun sahip olmak isteyeceği bir ürün vardı artık. Bunu şimdilik sadece ben biliyordum ve pazarlama aşamasına geçince Ömer de öğrendi. Metal silindirindiri bızır bızır çevirmemden etkilendi ve bu dayanılmaz güzellikteki çakmağı elde etmesi gerektiğine inandı. Çakmağı isteyerek inancını gösterdi. Birkaç başarısız girişimden sonra oyun alanımızda duran üç büyük pilin kendisine ait olduğunu duyurdu ve çakmak karşılığında bu üç pili vermeye istekli olduğunu belli etti. Kabul etmedim ve çakmağımın ne kadar üstün olduğunu her fırsatta hatırlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pilleri istemediğimi anlayınca bana yanaşıp, bir gaspçı edasıyla sıkıştırarak "Ver!" dedi. "Ver!", "Vermiyorum!" derken, Ömer kontrolünü kaybetti ve sağ bacağımı hızla tekmelemeye başladı. Kızdım fakat bir yetişkin olduğumu hatırlayarak "Yapma!" dedim birkaç kere. Hiç dinlemedi ve tekmelemeyerek canımı acıtmaya devam etti. Sonunda şampanya mantarı gibi fırlayıp boynundan tuttum ve annesinin yanına doğru götürmeye başladım. O sırada avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Kıçına hafif bir şaplak atıp "Hadi annenin yanına!" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayı dün gece uyuyana kadar arasıra hatırlayıp sıkıldım.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109171910739678267?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109171910739678267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109171910739678267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109171910739678267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109171910739678267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/ev-temizliine-ve-ilerine-yardm-eden.html' title=''/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109155119505397798</id><published>2004-08-03T17:28:00.000+03:00</published><updated>2004-08-03T19:39:55.053+03:00</updated><title type='text'>Özenti yada Trendy hatta Trendi!</title><content type='html'>Gerçek dünyadan veri toplamak için 5 kalem algımız; toplanan verileri işleyip, bilgi halinde depolayıp kullanmak içinse beynimiz var. Beyin kıvrımlarını illa bir şeylere benzetecek olursak; çoğu insanda bir çeşit bağırsak tembelliği, su borularında tıkanıklık ve elektrik hatlarında kopuklukla karşılaşıyoruz. Bu bir sorun ve...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunun kökleri, bağlı olunan kültürün derinliklerinde. Asırlık çınarın kökleri geçmişten bugüne uzanıp her yöne dallanıyor. Çözüm üretmek için yaslanılacak bir amaca ihtiyaç var. Mantıklı bir yöntemle eleştirmek bile son derece kapsamlıyken çözüm üretmek bu yazının sınırları dışında kalacaktır. Burada sadece eleştirmekle yetinecek ve eleştirimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özenti, trendy yada trendi hangisini tercih edersen et, bu, çocuklara özgü bir öğrenme biçimidir. Bu şekilde öğrenmenin bir faydası varsa, faydanın en üst seviyesine erken yaşlarda ulaşır. Yetişkinliğe doğru etkisini neredeyse kaybedip nadiren ihtiyaç duyduğumuz bir araç gibi kullanılmayı bekler. Algıladığımız verileri ince eleyip sık fakat esnek bilgiler halinde dokuyamadığımızda farkında bile olmadan başvuracağımız bir araçtır ve bundan fazlası kişiye zarar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullandığımız dil de bir araçtır. Başkalarıyla olduğu kadar kendimizle iletişim kurmamızı sağlayan bir araç ve neyin nasıl yapılacağını anlatan komutlar bütünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada, başlıkta önerdiğim üç kelimeden "özenti"yi alıyor, önce "özen" ve sonra "öz" köküne ulaşmayı tercih ediyorum. "Öz" kelimesini "bir kimsenin benliği, kendi manevî varlığı" anlam bütünüyle  tanımladığımızda, onu bir kavram yada daha iyisi düşünce nesnesi haline getirmiş ve bu nesnenin "tanımla" yöntemini kullanmış oluyoruz. "Tanımla" yöntemi iç ve dış uyaranlar tarafından kullanılabilir. Dış uyaranlar tarafından kullanıldığında, içeri sızma ihtimali olan bir truva atı kapıda beklemektedir. Bu bir güvenlik açığıdır ve eleştirilmesi gereken de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öz" kelimesine buradan itibaren nesne deyelim ve "Özen" alt nesnesini " 'Öz'den X birim az önemli" anlam bütünüyle tanımlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda "Özen", "Öz" nesnesinin altında, ona bağlı ve ona yakın değerdedir. "Özenti" nesnesi, bir bakıma "Öz"ün belli belirsiz yan ürünüdür. İlginç bir şekilde, tanımı yapılmamasına rağmen, "Öz" ve "Özen" nesnelerinin görevini yüklenir ve neredeyse rastlantısal bir yöntem izleyip, tanımı yapılana dek girdi alır ve çıktı üretir. Rastlantısal karar yapısı, bu nesnenin kişiye faydalı çıktılar üretme ihtimalini azaltır. Bu sebeple...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi, "Özenti" nesnesinin tanımını yapıp içselleştirerek bu sorundan kurtulmalıdır. Bir kez tanımı yapılıp içselleştirildiğinde, çalışması akıl yoluyla engellenebilir ve engellenmelidir çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayatımızı bir uyaranlar bombardımanı altında yaşıyoruz. Çok sayıda dış uyaran, düşünce nesnelerimize girip rastlantısal çıktılar üretilmesine sebep oluyor. Bu çıktılardan birisi, yada birileri fayda sağlıyorsa ve; o kişi ben, yada bağlı olduğum topluluk değilse, süratle önlem almam gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109155119505397798?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109155119505397798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109155119505397798' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109155119505397798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109155119505397798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/zenti-yada-trendy-hatta-trendi.html' title='Özenti yada Trendy hatta Trendi!'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109146816352269384</id><published>2004-08-02T20:36:00.000+03:00</published><updated>2004-08-02T20:38:01.373+03:00</updated><title type='text'>Hubble Heritage Gallery of Images</title><content type='html'>&lt;a href="http://heritage.stsci.edu/gallery/gallery.html"&gt;Hubble Heritage Gallery of Images&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://nlp.fi.muni.cz/~xsvobod4/amanita/samorost/intro.html"&gt;Samorost&lt;/a&gt; (Keyifli görüntüler)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sketches.groupc.net/"&gt;GroupC.net / REAS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109146816352269384?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109146816352269384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109146816352269384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109146816352269384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109146816352269384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/hubble-heritage-gallery-of-images.html' title='Hubble Heritage Gallery of Images'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109146783607931604</id><published>2004-08-02T19:31:00.000+03:00</published><updated>2004-08-02T20:30:36.080+03:00</updated><title type='text'>Boyut Yayın Gurubu ve Sözde DVD Festivali</title><content type='html'>Bu sıralar Robert B. Cialdini'nin "İknanın Psikolojisi" kitabını okuyorum. Kitap, ikna olma ve ikna etme sürecini tanımlamaya çalışan faydalı bir kaynak. Kavradığım yeni bilgilerin ışığında, pazarlamacıların sömürüsüne açık bir vaha olduğumu söyleyebilirim. Bunun ispatı olarak yakın zaman içinde aldığım, "DVD Festivali" isimli seti gösterirsem sanırım hatalı olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyut Yayın Gurubu'nun sattığı bu setin pazarlama zokasını internette yuttum. İnternet reklamı şöyle diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;DVD Festivali Başlıyor!&lt;br /&gt;Bu çok özel kolleksiyona, kısa bir süre için, benzersiz avantajlar ile&lt;br /&gt;sahip olmak için acele edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abone olun, inanılmaz indirimden yararlanın!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amanın ne kadar güzel :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklama tıklayınca okunduğu gibi, klasik müzik, rock, opera ve jazz başlıklarında listelenmiş toplam 50 DVD alıcısını bekliyor. Bu kadarla kalsa iyi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıtımın her köşesinde "Dolby Digital 5.1" logosuyla karşılaşıyoruz ki, bana satın alma kararı verdiren en önemli etkenlerden biri de bu. DVD almaya alışkın biri olarak bu logoyu 5.1 ses anlamında değerlendiririm. Yani DVD oynatıcı sesi 2 ön, 2 arka, 1 merkez ve son olarak bas ses sağlayan "sub woofer" hoperlörlerine verir. Bu da stereo sese göre çok daha zengin bir deneyim sağlar. İşitsel deneyim her durumda önemli olmakla beraber, müzik dinlemek amaç olduğunda en üst seviyeye ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.1 logosu kullanıldığında tanıtılan DVD'nin 5.1 ses içermesi ahlaki bir zorunluluktur. Sadece stereo kayıt içeren DVD'ler, Boyut Yayın Gurubu'nun yaptığı gibi, 5.1 biçiminde ses içeriyormuş gibi yutturulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı hazırlarken ilgili siteyi tekrar ziyaret ettiğimde, her DVD'nin özel bir tanıtım sayfası olduğunu ve bu sayfalarda "Ses Kanalı: 2" duyurusunun yapıldığını gördüm. Siparişimi verdiğim günlerde bu duyuru yoktu ayrıca bu yeni duyurunun hemen altında, "Ses Formatı: Dolby Digital 5.1, PCM Stereo" yazmakta... Analog stereo ses ile 5.1 sayısal stereo ses arasında bir fark vardır elbette. Bu fark sesin kaydedilmesi sırasında oluşur.  Kayıt işleminin yeterli donanımla yapılmasını gerektirir. Bunun kadar iyi olmasa bile eski bir kayıt, ses uzmanlarınca elden geçirilip iyileştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"DVD Festivali"nde, DVD'lerin açılışında görünen Dolby Digital 5.1 demosu hariç ses kalitesi hak getire :) O demonun da niye açılışta yer aldığını anlamış değilim ve bu durumun şahsi anlayışsızlığımla ilgili olduğunu hiç sanmıyorum. Ayrıca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıtımın her köşesinde 5.1 logosu görünürken, 50 DVD'nin her birinin kendine özel sayfasını ziyaret edip, ses kanallarının ikiden ibaret olduğunu belirlemem de beklenemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ses ve görüntü kalitesinin yetersiz olmasının yanında, set ile birlikte hediye edilen DVD yerleştirme kutusunun kırık çıkması ve, satış fiyatının, aylık 35 Milyon TL'ye düşürülmesine rağmen bu gelişmeden haberdar edilmeyerek halen 45 Milyon TL'lik fiyattan işlem görmem tuz ve biber oluyor. Çok tuz ve çok biber yemeğin tadını, yiyenin iştahını kaçırır. Aynen "DVD Festivali" menüsü gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiye etmem ve uzak durun derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109146783607931604?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109146783607931604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109146783607931604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109146783607931604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109146783607931604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/boyut-yayn-gurubu-ve-szde-dvd.html' title='Boyut Yayın Gurubu ve Sözde DVD Festivali'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109136443647240788</id><published>2004-08-01T15:47:00.000+03:00</published><updated>2004-08-01T15:47:16.473+03:00</updated><title type='text'>Yabancı Dil Kargaşası</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.denizce.com/tinaztitiz07.asp"&gt;Yabancı Dil Kargaşası&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tinaztitiz.com/kategori.php4?id=12"&gt;Belagat (rhetoric) ile İlgili Yazılar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.neave.com/"&gt;Neave.com ...in one nostril, out t'other&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109136443647240788?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109136443647240788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109136443647240788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109136443647240788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109136443647240788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/yabanc-dil-kargaas.html' title='Yabancı Dil Kargaşası'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109135769124019489</id><published>2004-08-01T13:46:00.000+03:00</published><updated>2004-08-02T19:31:06.930+03:00</updated><title type='text'>Gürültü Kavramı</title><content type='html'>Gürültü kelimesi, genellikle; herhangi bir durumda algılanmak istenmeyen uyaranlar bütünü olarak kabul edilir. Bana kalırsa bu tanım, bu haliyle eksiktir. Gürültü aynı zamanda, tek tek tanımlanamayan, dolayısıyla parçalardan bir bütün oluşturmayı engelleyen karmaşık uyaranlar anlamına da gelmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek olarak yağmur sesini ele alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir su damlasının herhangi bir kütleye çarpışını kendine özgü bir ses olarak tanımlayabilirken, yağmur sesini tanımlamaya çalıştığımızda bir çeşit hışırtı algılarız. Bu hışırtı, aslında sayısını bilemediğimiz çok sayıda su damlasının yine konum, sayı ve isimlerini bilemediğimiz çok sayıda kütleye çarpması ile oluşur. Temasın çok sayıda, benzer ve her yönde olması, özellikle birine odaklanmayı ve duyulan seslerin ses hafızamızda ayrı ayrı saklanmasını engeller. Bu sebeple yağmur sesi, rengiyle beraber bir bütün hışırtı olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir duruma, deniz kenarında hatta daha iyisi bir kumsalda kıyıları döven dalgaları dinlerken rastlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekler sadece işitsel olanlarla kısıtlı değildir. Tüm duyularımıza uyarlanabilir ve çeşitli deneylerle gözlemlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayın bulunmayan bir frekansta izlenen televizyon; vücudumuzun göremeyeceğimiz bir bölgesine çok sayıda uyaranla dokunulması, bir çeşit bulamaçla test edilen tat alma duyusu ve son olarak iç içe geçmiş karmaşık kokular bütünü örnek olarak kabul edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan bakıldığında neyin gürültü olduğu ve bunun neden öyle algılandığı, insan algısını anlamak ve bununla bağlantılı olarak yapay algı sistemleri oluşturmakla, birinci dereceden ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109135769124019489?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109135769124019489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109135769124019489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109135769124019489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109135769124019489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/08/grlt-kavram.html' title='Gürültü Kavramı'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109127470573280755</id><published>2004-07-31T14:51:00.000+03:00</published><updated>2004-07-31T14:51:45.733+03:00</updated><title type='text'>Cinema Redux</title><content type='html'>&lt;a href="http://processing.org/exhibition/redux/index.html"&gt;Cinema Redux&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pitaru.com/"&gt;P I T A R U&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.afterlifeseasons.com/cemetery.htm"&gt;Afterlife | the 4 seasons of Steatham Cemetery&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109127470573280755?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109127470573280755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109127470573280755' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109127470573280755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109127470573280755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/cinema-redux.html' title='Cinema Redux'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109118079973736325</id><published>2004-07-30T12:13:00.000+03:00</published><updated>2004-07-30T13:17:21.576+03:00</updated><title type='text'>Pişkinlik ve Şişkinlik</title><content type='html'>Haftalık dergisi, 68. sayısında, "Yakın Tarihimizden Pişkinlik Örnekleri" haberi yapmış.&amp;nbsp; Bu haberde tanıdık politikacıların pişkinliklerine değiniliyor.&amp;nbsp; Kemal Unakıtan bölümünü&amp;nbsp;aynen aktarmadan önce bir ağırlık birimi olan "ton" ile ilgili birkaç hatırlatma yapmak istiyorum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;1.000 gram = 1 kilogram&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1.000 kilogram = 1 ton&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1.000 ton = 1 milyon&amp;nbsp;kilogram&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1 milyon&amp;nbsp;ton = 1 milyar kilogram &lt;/p&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Özellikle bu son denkliği göz önüne getirmek için 1 milyar adet 1 kiloluk pirinç torbası yada 1 litrelik su şişesini yanyana ve üstüste istifleyerek&amp;nbsp;gözünün önüne getirmeye çalış :) Şimdi devam edelim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Unakıtan &lt;br /&gt;Tavuklara 4 ton mısır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Araya Girelim:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;4 ton yani 4.000 kilogram açıklamasını yapıp devam edelim.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Oğlu Abdullah Unakıtan'a ait AB Gıda ve Ticaret AŞ'nin 4 milyon ton mısır ithal ettiği ortaya çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Araya Girelim:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;E hani 4 tondu? Bir anda,&amp;nbsp;üç satır aşağıda&amp;nbsp;4 milyon ton oldu :) Yani 4 milyar kilogram! Pes ama daha bitmedi :) Yazının devamı aşağıda...&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Peki bunda ne vardı? Bir ay sonra yapılan bir düzenlemeyle mısır ithalatında yüzde 35 olan gümrük vergisi yüzde 70'e çıkarıldı. Böylece Kemal Bey'in mahdumu bir ayda hem fahiş bir kar elde etmiş, hem de tüm rakiplerini piyasadan silmişti. Eleştiriler üzerine Unakıtan, "Şirket 4 bin ton mısırı çiftliklerindeki tavuklarına yedirmek üzere yemlik olarak ithal etmiştir" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Son olarak Ekleyelim:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Önce 4 ton, sonra 4 milyon ton!!! ve son olarak 4 bin ton :) Hangisi doğru? Az sayıda kelime içeren bit kadar yazıda fil kadar hata :) Olacak iş değil.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109118079973736325?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109118079973736325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109118079973736325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109118079973736325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109118079973736325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/pikinlik-ve-ikinlik.html' title='Pişkinlik ve Şişkinlik'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109113405174003678</id><published>2004-07-29T23:47:00.000+03:00</published><updated>2004-07-29T23:49:16.840+03:00</updated><title type='text'>Her Şey Değişir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://magneticblue.com/processing/her_sey_degisir/"&gt;Her Şey Değişir!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://surface.yugop.com/"&gt;SURFACE.YUGOP.COM  MONO*crafts 3.0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://processing.org/"&gt;Processing 1.0 _ALPHA_&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109113405174003678?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109113405174003678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109113405174003678' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109113405174003678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109113405174003678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/her-ey-deiir.html' title='Her Şey Değişir!'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109113220115609944</id><published>2004-07-29T21:38:00.000+03:00</published><updated>2004-07-29T23:17:59.996+03:00</updated><title type='text'>Gelecek, An be An Şimdileşiyor!</title><content type='html'>Oğuz Aral'ı tanımam ve ancak herkesin bildiği kadar bilirim. Ölümü; beni, diğer her ölüm gibi etkiledi fakat,&amp;nbsp;yaşlı olması, her ölümle birlikte zilimi çalan&amp;nbsp;bir gerçeğe, bilmem kaçıncı kez dikkatimi çekti: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan yaşar ve ölür. Her insan ölüyorsa benim ölümüm de kesindir. Ortalama bir hayat, yaşlılık dönemlerinde son bulduğuna göre, büyük ihtimalle ben de yaşlanarak öleceğim. Ölmek üzerine bir soru yada sorunum yok. Sorular ve sorunlar yaşlanmakta! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm yaşlı insanlar yıpranıyorlar, eskiyorlar ve büzülüp, küçülüyorlar. Bununla birlikte ve tam olarak ters yönde, akılları, ruhları ve bilinçleri yada sen nasıl isimlendiriyorsan o kısımları,&amp;nbsp;bana göreyse beyinleri içine kümeledikleri kavramlar, ve aralarındaki&amp;nbsp;koridorlar artıp birikiyor. Birikim, kimi insanlar için temeli sağlam bir&amp;nbsp;müstakil ev, apartman hatta&amp;nbsp;gökdelenken, bazı insanlar için, iskambil kağıtlarıyla yapılıp&amp;nbsp;bir&amp;nbsp;üflemeyle dağılan üçgen biçimli derme çatma yapılar halini alıyor. Fakat, her durumda bir başlangıç gerekli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla&amp;nbsp;en altta kalan ilkel&amp;nbsp;birikimler, farkına varılmadan ve&amp;nbsp;kendiliğinden, doğrulukları ispatlanmasa bile&amp;nbsp;dengelenmiş,&amp;nbsp;kemiksi alışkanlıklara dönüşüyor.&amp;nbsp; İşte bu alışkanlıklar sonun başlangıcı&amp;nbsp;ve acı&amp;nbsp;veren de bu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğin&amp;nbsp;"daha" yaşlı insanları gözünün önüne getir. Sana göre onlarda apaçık yada belli belirsiz&amp;nbsp;bir sorun,&amp;nbsp;tarzlarında bir eskilik, bakışlarında bir bilmişlik var mı?&amp;nbsp;Varsa bunun sebebi ne? Gerçek, "gerçekten" sana göründüğü gibi mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekte&amp;nbsp;bana dair herşeyin "otomatik olarak" eleştirdiğim konuma "otomatik olarak"&amp;nbsp;yerleşeceğini bilmek ve geleceğin şu anda bile, an be an&amp;nbsp;şimdileştiğini fark etmek beni&amp;nbsp;&amp;nbsp;ürkütüyor ve kendini her yeni ölümle birlikte hatırlatarak acı veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! Yaşlanmadan biriktirmek istiyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109113220115609944?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109113220115609944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109113220115609944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109113220115609944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109113220115609944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/gelecek-be-imdileiyor.html' title='Gelecek, An be An Şimdileşiyor!'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109112564665872449</id><published>2004-07-29T21:21:00.000+03:00</published><updated>2004-07-29T21:27:26.660+03:00</updated><title type='text'>Servis Elemanları Geldi...</title><content type='html'>Öğle civarı Digitürk servis elemanları geldi. Çatıya çıkıp, sorunu çözdüler. Söylediklerine göre, çatıdaki sinyal dağıtıcının bir çıkışı diğerlerinden farklıymış. Buna bağlı olan Digikutu'nun elektrik bağlantısı kesilirse, diğer&amp;nbsp;çıkışlara giden&amp;nbsp;sinyaller engelleniyormuş. Benim sorunum da buymuş. Büyük ihtimalle birisi tatile giderken sigortayı kapatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan böyle diğerlerinin sinyal sağlığı bana bağlı :)&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109112564665872449?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109112564665872449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109112564665872449' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109112564665872449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109112564665872449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/servis-elemanlar-geldi.html' title='Servis Elemanları Geldi...'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109104099180811282</id><published>2004-07-28T20:59:00.000+03:00</published><updated>2004-07-28T22:54:52.373+03:00</updated><title type='text'>Digitürk ve Sinyal Yok Uyarısı</title><content type='html'>Akşam üzeri, haberleri almak üzere televizyonu açtığımda, "sinyal yok" hatasıyla karşılaştım. Bir iki kurcaladıktan sonra Digitürk müşteri hizmetlerini aradım. Yaklaşık 5 dakika boyunca, Digitürk'ün yeni reklam melodisini ve reklamları dinleyerek&amp;nbsp;bir görevliye bağlanmayı bekledim. Oldukça yıpratıcı bir bekleyişti. Arada bir yerlerde, "Yayınlarımızı almakta güçlük çekiyorsanız lütfen DigiKutu'nuzun elektrik kablosunu çıkarıp takın."&amp;nbsp;anonsunu duydum. Bu öneriyi değerlendirdim ve sonuç alamayarak beklemeye devam ettim. Sonunda, dakikalar boyunca üst üste bu kadar bant kaydı dinledikten sonra, son derece kibar bir ses, "Alo ben Ahmet, nasıl yardımcı olabilirim" dedi... Kısa bir süre bu bir bant kaydı mı yoksa canlı bir ses mi anlayamadım. Görevli, kendisine öğretilen standart çözüm sürecini başlattı ve&amp;nbsp;parkuru başarıyla tamamladık. Elbette bir şey değişmedi. Bunun üzerine alternatif sürece, başka deyişle&amp;nbsp;B planına geçtik. Bulunduğum bölgeye bakan servisi haberdar ettiğini, beni arayacaklarını söyledi. Teşekkür ettim, telefonu kapattım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla bir dakika içinde telefonum çaldı.&amp;nbsp;Yine kibar ve fakat kibirli bir ses yetkili&amp;nbsp;servisten aradığını, nasıl yardımcı olabileceğini sordu. İçimden, "Bu ne&amp;nbsp;hız, bu ne hizmet" derken, görevliye biraz önce standart süreci başarıyla tamamladığımı ama çözüme ulaşamadığımızı aktardım. "Onlar ne bilirler?" anlamına gelen birşeyler geveledi ve&amp;nbsp;"Yarın evde kimse var mı?" sorusunu,&amp;nbsp;teknik eleman göndermek amacıyla&amp;nbsp;sordu.&amp;nbsp;"Tabii" dedim, "Bütün gün evdeyim." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evde misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefondaki görevli fena halde şaşırmıştı nedense. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet, evdeyim, bütün gün evdeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yalnız, 10 Milyon TL. servis ücreti alıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hmm peki. Merak ettiğim bir konu var bana yardımcı olabilir misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tabii, nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bugün bu bölgeye daha doğrusu bu apartmana&amp;nbsp;eleman gönderdiniz mi?&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruyu beklemeyen&amp;nbsp;bir sesle "Bir bakayım" dedi. Bir seri şakada şukada klavye sesinin ardından&amp;nbsp;"Hayır, göndermemişiz" dedi. "Neden sordunuz?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmaya başladım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öğlen civarı, cam kenarında, tüm sakinliğimle kitap okurken bir şıtılong, piss, pisss, şıt, şat,&amp;nbsp;sesiyle&amp;nbsp;çatıdan inen beyaz bir kablo, hımbıl bir mermi gibi yanımdan geçti. Bu ne yahu dememe kalmadan biri bağırmaya başladı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abi! Çekme şunu ya... Abi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklardan gelen, ne dediği anlaşılmayan bir ses: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hşmklers soluna doğrews hooooop! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abi! Öyle değil yaaa, kestim ben onu kestim!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sen ne diyejjklersfd operdaw be oğlum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Abiiii, abi! kestim diyorum yaaa duymuyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Neee? Ne dedinklşıoıre!? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu muhabbet devam ederken başka bir odaya geçtim ve olayı unuttum. Taki akşam üzeri haberleri seyretmek üzere televizyon karşısına geçinceye kadar. İşte durum bu... Acaba sorunumla bir ilgisi olabilir mi?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir sessizlik anını takiben: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bilemiyorum. E tabii, bizden kaynaklanan bir sorun olursa 10 Milyon talep etmiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seferde bende bir sessizlik... Beklemediğim bir cevap. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ooo, yani bilgisayarda görünmüyor fakat yine de böyle bir olasılık var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Bunu yarın anlayacağım. Bakalım ne olacak? Merakla bekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109104099180811282?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109104099180811282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109104099180811282' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109104099180811282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109104099180811282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/digitrk-ve-sinyal-yok-uyars.html' title='Digitürk ve Sinyal Yok Uyarısı'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7775275.post-109101191548416801</id><published>2004-07-28T11:27:00.000+03:00</published><updated>2004-07-28T14:33:11.856+03:00</updated><title type='text'>Eğlencelik</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;Amaç:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dini ilgileri, ilişkisiz verilerle ilişkilendirerek "bilgi"ye çevirmeyi kendine amaç edinmiş bir internet sitesinden aşağıdaki alıntıyı yapıp,&amp;nbsp;aralarda&amp;nbsp;bir iki söz ederek eğlenmek. Söz konusu site, okuyucularından "sual" kabul edip, arap kökenli kelimeleri seçme gayretiyle&amp;nbsp;cevap veriyor. :) Başlayalım...&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Sual:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Diğer dinlerde ve bizim dinimizde müzik haram mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Araya girelim:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu soru, haram, müzik, din, sahip olma, rakip görme ve soru sorma düşünce nesnelerine ihtiyaç duyuyor apaçık göründüğü üzere. Öyleyse, soru soran ve cevaplayan kişi, bu nesnelerin&amp;nbsp;ve bu nesnelerle bağlantısı bulunan diğer nesnelerin iç tanımlarına sahip olmalı. Kelimesine dokunmadan devam edelim...&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Cevap:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Müzik kelimesi, Yunanlıların büyük putları olan Zeüs’ün kızları sayılan Mausa (Müz) denilen 9 heykelin adından alınmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;Araya girelim:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Hmmm... Hem "put" hem "Yunan kökenli" ve hem de ses benzerliği olduğuna göre bu kötü olmalı :) Hadi biz paçayı kurtardık o zaman birkaç soru sorup, zararın neresinden dönülse kardır ilkesiyle eski Yunan kültürünü de kurtarmak üzere&amp;nbsp;birkaç soru soralım&amp;nbsp;: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu açıklamaya göre 9 heykele bir isim verilmiş.&amp;nbsp; Görünüşe göre, bu ismin cümle içinde kullanılması bile kötü fakat... Ne kadar kötü? Bu soru önemlidir çünkü&amp;nbsp;Cennet'e mi yoksa Cehennem'e mi daha yakın olduğumuz böylece ortaya çıkar ve çeşitli tedbirler almak mümkün olur :) Dolayısıyla...&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Oradan geçmekte olan bir Yunanlı, soldan 3. heykeli&amp;nbsp;içinden geçirerek arkadaşına ansızın&amp;nbsp;&amp;nbsp;"Mausa" dese,&amp;nbsp; 9 heykeli birden kast etmiş kadar kötü müdür? Kötülük katsayısı, her durumda aynı yöntemle hesaplanabilen doğrusal bir orandan mı ibarettir yoksa&amp;nbsp; kişiye ve duruma göre farklılıklar mı gösterir? Yanında yürüyen arkadaşı, bir heykelden mi yoksa tümünden mi bahsettiğini nasıl anlayacaktır? Arkadaşının bu düşünce deryasında boğulmasına&amp;nbsp;seyirci kalamayan diğer kişi, "soldan&amp;nbsp;3. mausa" derse ruhsal geleceğini sıcak bir iklimde geçirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır mı? Yada, aynı fikri "sağdan 7. mausa" deme yoluyla aktarsa, olumlu olumsuz etkilere maruz kalır mı? &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir ağaç gölgesinde yada akşam esintisinin rahatlığında "mausa" sayısının "dokuz"luğundan şüphe etse yeri mutlaka Cehennem mi olmalıdır? :)&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;em&gt;Cevap devam ediyor:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Müzik, İlâhî dinlerde büyük günahtır. Bozuk dinler, ruhları besleyemediği için, müziğin nefse hoş gelmesi ruhani tesir sanıldı. İncilin yasakladığı müziği, papazlar, hıristiyanlığa soktu. (Mevahib) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batıdaki müzik, kilise müziğinden doğdu. Bugün yeryüzünü kaplayan bozuk dinlerin hemen hepsinde, müzik ibadet hâlini almıştır. Müzikle, nefsler keyiflenmekte, şehvâni duygular rahat bulmakta, ruhun gıdası olan ibadetler unutulmakta, insanları, alkolikler ve morfinmanlar gibi gaflet içinde, uyuşuk yaşatmakta, böylece çok kimsenin ebedî saadetten mahrum kalmasına sebep olmaktadır. Dinimiz insanları bu felaketten korumuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Araya girelim:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu müzik neymiş böyle. Meğer, seslerin organize edilip sunulmasından öte, kötü&amp;nbsp;anlamları varmış.&amp;nbsp; Kendimize dikkat edelim :)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7775275-109101191548416801?l=magneticblue.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://magneticblue.blogspot.com/feeds/109101191548416801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7775275&amp;postID=109101191548416801' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109101191548416801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7775275/posts/default/109101191548416801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://magneticblue.blogspot.com/2004/07/elencelik.html' title='Eğlencelik'/><author><name>mB</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11156582115573768640</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
